27 Eylül 2014 Cumartesi

NE İZLEDİM: MY BLUEBERRY NIGHTS/ BENİM AŞK PASTAM.

''Eğer siz de çok lezzetli olduğunuz halde diğer tatlılar yüzünden her gün vitrinde bekleyen bir yaban mersinli turta iseniz, beklemeye devam edin, bir gün bir dilim almak isteyen birisi çıkar''
 Sonbahara çok yakışan bir film izledim geçenlerde... O kadar sakin, melankolik ve huzurlu bir filmdi ki, hiç yorulmadım. Bir Kar Wai Wong filmiymiş, sanırım diğer filmlerine de bir göz atmam gerekecek çünkü tarzını çok beğendim.Filmin ruhu yağmurlu hava gibiydi.
Filmin başlarını, bütününe oranla daha çok severek izledim. Film, Elizabeth'in (Norah Jones) bir akşam vakti Jeremy'nin(Jude Law) kafesine gelmesiyle başlıyor. Elizabeth kalbi kırık, kafası karışmış,aşık bir kadın. O gece Jeremy'e bir anahtar bırakıp gözden kayboluyor...  Bir sonraki akşama kadar... Jeremy ise insanları yedikleriyle hatırlayan ve ona bırakılan anahtarları saklayan biri.. Kafesinde kendine bir dünya yaratmış.. Anahtarları atmaya hiç yanaşmıyor çünkü kapıları tamamen kilitleyen kişinin kendisi olmasını istemiyor..  Elizabeth'in ertesi gece geri dönmesiyle ikilinin arasında her gün taptaze çıkan ama hiç kimse tarafından tercih edilmeyen yaban mersinli turta sayesinde bir bağ kuruluyor .Jeremy anlatıyor, Elizabeth karnını doyuruyor, Sonunda da uyuyakalıyor.. Efsane öpüşme sahnesinin temelleri uyuyakalması ile atılıyor.




Flmin diğer yarısı Elizabeth'in iç yolculuğu ve kendini keşfetmesiyle ilgili.. New yorktan  kilometrelerce uzakta, Jeremy'e kartpostal yazıp, gece gündüz çalışarak hayatını devam ettirmeye çalışıyor Elizabeth.. Değişik insanların hayatlarına dahil oluyor.. Sonunda da o çok istediği arabasına kavuşuyor ve New york'a geri dönüyor.. Jeremy onun için orada bekleyen bir hediye gibi..
Filmde Norah Jones ve Jude Law'ın yanı sıra  David Stratheirn, Natalie Portman ve Rachel Weisz rol almakta.. İçimi ısıtıp, beni mutlu eden bu filmi izlemenizi öneriyorum.. Tabii biraz melankoli yaşayacaksınız bitene kadar.
Bir sonraki postta görüşürüzz..


22 Eylül 2014 Pazartesi

POSTA KUTUMDA NE VAR?

Merhaba!! Uzun zamandır beklediğim mektubum gelince bir yazı yazayım dedim... Gerçi şimdiden 3 gün geçti.. okulum başladı.. Bu konuyu hiç girmeden bir kenara atıyorum şimdilik.. Başlıktaki posta kutum  kelimesi size ne çağrıştırdı? Email mi? Twitter mı? yoksa sanal ortamdaki bir başka posta kutusu görevi gören uygulama mı? Belki siz de hala benim gibi kapıdan çıkıp GERÇEK posta kutusunu kontrol edenlerdensinizdir. İşte benim de bahsettiğim tam olarak bu! Mektup okumayı o kadar  seviyorum ki üstelik sabahın köründe gelen mektupları... O yaşadığım hisleri anlatamam. Keşke tüm yaşantımı analoğa taşıyabilsem. Şu an bu yazıyı dijital ortamda yazıyor olsam da her zaman bir deftere not almayı, günlük tutmayı daha çok seviyorum. Üşenmiyorum derslerde bile sayfa sayfa not tutuyorum. Yine nerden atladım bu konuya neyse mektubun geldiği sabah da meyveli yoğurt yerken okudum mektubumu . Gereksiz ayrıntılarla size o anı yaşatmak istedim Çok tatlı bir mektup arkadasım olduğu için çok şanslıyım. Gerçekten birbirimizi iyi anladığımızı düşünüyorum. Her ne kadar daha önce görüşmemis olsakta... En güzel yanı da bu ya! Senden uzakta bilmediğin bir yerlerde senin ile aynı zevklere, ruha sahip insanların olması.. Bu hissi seviyorum. Daha fazla dallandırıp hislerimde boğulmadan fotoblogla devam edeceğim..

Güzel bir sabah


Mektuptan sonra masa bu hale geldi. Hemen hazırlıklara başladım..
Ve son olarak bu resim bugünün yorgunluk kahvesi.. Sıcak kahve dönemini açmış bulunmaktayım. 4 kez okul içi tur. 4 kez de otobüs yolculuğundan sonra epey yorgun hissediyorum:( dizimden bir bölüm bile izleyemeden uyuyacağım galiba ^^ iyi gecelerrr

17 Eylül 2014 Çarşamba

SONBAHAR KONUŞKANLIĞI: GÜLE GÜLE TATİL.

Merhabaa, Bu aralar  ders seçimleri ile saç baş yolmaktan bütün yaz ağlayarak beklediğim sonbaharın tadını çıkaramıyorum. Sezon resmen ''nihaha ben geldim şimdi küçümsediğin yazı özleyeceksin'' der gibi açtı bana kollarını.. En son bir şeyler yazdığımda hasta, peçetekolik ve pllseverdim. Şimdi ise son bir haftasını ders seçimlerine vermiş bir çaresizim. Tamam yeter bu kadar acındırma reelime dönüyorum. Bu hafta varla yok arası ders programıma inat hala evde oturarak sabrımın son kırıntılarını da tüketiyorum. Okulun başlamasıyla ilgili sıkıntım yok. En azından  popomu kaldırıp çamlık havası soluyacağım ajdjk benim için okulun anlamı bu evet. Çünkü evde oturup her gün bugün ne yapsam acaba nereye gitsem demekten bıktım. Benim için yaz buydu. Asında  bir ''bu yaz nasıl geçti yazısı'' yazacaktım ama baktım ki hiç bir  şeyin geçtiği yok. amann dedim nefret söylemleri ve hafif daydreamlerle döşenmiş bir tatile veda yazısı yazayım. Sonuçta burada kahve günlüklerimi okuyarak ne yapıcaksınız ki....
Ne uzun tatildi. Aklımda kalan tek şey bu.. Millet tatil diye ölür ben kendimi bildim bileli elimin tersiyle itiyorum. Sonra da dönem ortası.. Azıcık tatil atın üstüme yaa diye bağırıyorum. Daldan dala atlamayı da cidden seviyorum sjdk Neyse bugün de kalktım azıcık keyifleneyim diye ''Winter playlist'' yaptım. İçine ne kadar mutsuz eden, üşüme duygusu getiren şarkı varsa koydum. Exo nun fazla romantik şarkısı olmadığından beni rahat bıraktı bu sefer. Heh bir de bu var. Okul hayatımda sınav kağıtları dahil, her yere exo yazmamam için biraz  uzak kalmamız gerekiyor :( Bu yaz cidden çok Exoydu.
Bu playlisti yapar yapmaz sıcak bir şeyler içmek istedi canım. Gittikçe klişeleşen kendimi bir yere kapamak istedim. Eylül böyle geçmemeli.
O kadar anlık bir yazı oluyorki daha önce yazdığım yazılara hiç benzemedi. Çünkü ruh hali değişimi böyle bir şey..
Değişiklikten nefret eden ben yazın sonlarına doğru sürekli değişiklik aramaya başladım. Saçımı aşırı kısa kestirmemde bunun bir belirtisi.. Önümüz kış neden biraz daha beklemedim bilmiyorum..
Bu yaz bir de çok ön yargılı insanlarla doluydu. Tek kendi zevkini güzel bulan. Başkalarının zavklerini görmeyi reddeden.. Görmek istememenin bile bir adabı var.
Pek deniz- kum insanı olmadığım için kendimi eğlendirecek daha farklı uğraşlara yöneldim. Wreck this journal bu yazın en büyük eğlencesiydi.. (Bir asosyalin günlüğü vol 123455)
Ya ne bileyim böyleydi işte.. özlemeyeceğim seni yaz.. Hiç güneşini sokma güzelim baharıma..

Sadece bir resim tüm istediklerimi içinde taşır..


Sonbahar pikniği de olur niye olmasın..:s


Yaza dair en güzel şeylerden biri de vapur yolculukları.. Her şeyden kaçış noktası, müthiş huzur..
Bu kadar içini dökmeden sonra gidiyorum. Düşünecek çok şeyim var 


2 Eylül 2014 Salı

GEÇ KALINMIŞ BİR PRETTY LITTLE LIARS YAZISI.

YÜKSEK DOZDA SPOILER İÇERİR BENDEN SÖYLEMESİ:)
Herkese bir eylül gününden selamlarr! Eylül geldi gelmesine ama bana hastalığı da getirdi. Bir kaç gündür zencefil çaylarıyla ve pastillerle iç içeyim. Hiç hoşuma gitmedi bu durum. Yazın hasta olmak çok kötü biri ajj
 Sonunda yıllar gibi geçmek bilmeyen ağustostan kurtulduk. Eylüle ve güzel sonbahara kollarımızı açtık. Ama havalar hala sıcak neyse eylül'ün hatırına bunu bir süre görmezden geleceğim. Bu gün benim esas konum meşhur yıllanmış dizim pretty little liars'ın ölümcül sezon arası finali.. fatal finale diye geçiyor aslında Gossip girl den sonra hiç bir diziye bu kadar katlanamam diyordum oldu. Arada bazı 4 sezon izleyip sonra sıkılıp bıraktığım diziler de oldu tabii vampire diaries gibi . Bazı şeylerin tadında bitirilmesi gerek. Ama pll için hiçbir zaman böyle düşünmeyeceğim. artık gelelim müthiş son bölüme.. Nerden başlasam bilmiyorum yine resimlerle anlatacağım sanırım. Ama şunu söylemeden edemeyeceğim. Seni küçük bitch alison ya.. hep yılanmış o hep.. herkes mi nefret eder bir insandan ya.. kanım dondu son sahneye  so sori.. Kendime hakim olamadım

İlk önce  final yayınlanmadan kim ölecek şeklinde posterler düştü. Merak etmeye başladık. 8 isimden biri olacaktı. alttaki resme ezra, hanna, spencer, tobyi ekleyin. Kim ölürse ölsün dizi de büyük bir delik açılacağı kesindi yani. İçimden şu Alison u 4 sezondur ölü bildik bari ölsün gebersin de kurtulalım artık  ne yaptığı belli değil zaten. diye geçiriyordum  Geldiğinden beri bir masum bir masum. Neler çevirdiğini bilmiyoruz sanki öhöm neyse işte bölüm çok ilginç bi şekilde dizinin son sahnesiyle başladı hepsi ağlaşıyorlar falan  Tabi ben o gün erken kalkıp dev spoi yi yiyince tivitırdan '' yine ne oldu falan'' demedim. Olaylar nasıl gelişti dur bakalım oldum.

Sonra Alison polise ifade vermeye gidince olayların akışı değişti. Emilyi kaybetti bir kere. Sadık olanı..  kılı kıpırdamadı ama var ya her şeye o kadar sakin bir ifade ile yaklaşıyor ki deli ediyor insanı. Sonra kızlar artık Alisona karşı tavır alıp, yardım isteyebilecekleri tek kişi ajan Monayla anlaştılar. Mona gerçekten bu işlerde bir dahi yani. Mona onlara alison un bir ordu kurduğunu en baş takımın da kızların kendileri olduğunu söyledi. Spencer: Sadık olan , Aria: değer vermeyi bilen ,Spencer: zeki  ve Hanna da hayran. Olaylar iyice ciddiye binmeden bizim ekip harekete geçti.
İlkönce çözülmesi gereken ilk düğüm Alison ile Bethany young'un arasında ne tür bir bağlantı olduğuydu. Çünkü Alison'un annesi bethanyi radleyde defalarca ziyaret etmişti ve alison'nun kaybolduğu gece bethany ve alison'un kıyafetleri aynıydı. Bu büyük sır perdesini aralamak için Mona ve spencer hemşire kılığına girip radleye gittiler. Aria güvenliği oyalayıp ikisinin anahtarı almasını sağladı. Ve dosyaların arasına sızan ikili gizemi çözdüler; Meğersem bu alison'un anasının bethany'nin babası ile ilişkisi varmış.. olaya gel .. tabii alison bunu öğrenir de rahat durur mu? Kıza dünyayı zehir etmiştir.. Kasabadan falan uzaklaştırmaya çalışmıştır ki ben bethanyi öldürenin alison olduğunu düşünmüyor değilim ^^ kesin öyle 

Veee biraz atlayarak gidicem.. Mona A nin alison olduğundan eminim diyince şok oldum.. bütün o her şey.. izlediğimiz bölümler. ilk sezonda daha dizi hakkında bir şey bilmezken ''ee A alison değilmi ki aptallar'' diye dolaşıyordum. En başından beri biliyormuydum yani sjddl mona'ya güveniyorum ama.. Neyse mona her şeyi öğrenmenin verdiği bir gururla eve geldi anneciğini uğurladı (biraz dram yapcam sori) eve gidip araştırmalarına devam ederken eve alison girdi. Sarı sarı saçlarını görmesek anlamayacaktık zaten ajdj.. Mona yı odasında basıp çat diye öldürdü falan.. Allah bilir nasıl öldürdü kızı orasını göremedik.. tek gördüğümüz her yerin duvarlara kadar kan gölü olduğuydu.. off çok kötüydü..Sonra ne yaptı dersiniz? Olay yerinde herkes ağlaşırken bir arabanın arkasına gizlenmiş.. Sinsi bir şekilde gülüyordu valla.. Nasıl korktum anlatamam. Mona  ne demişti. Beni hallettikten sonra sıra size gelicek demişti bizim liarslara.. olaylar çözüleceğine iyice karmaşıklaşıyor. 
Bu arada sevmem falan ama üzüldüm kızcağıza.. Hem zeki hem hem kahindi 
Bu bebekler dizideki en creepy şey bence yaa.. A monanın tabutuna mı hatırlamıyom bundan koydu son sahnede..  Ay neyse çok çenem düştü yine.. Halloween bölümü pll de görüşürüz  en sevdiğimm..  hoşçakalınnn..

27 Ağustos 2014 Çarşamba

FOTO BLOG:GAYA'YA GİTTİK, GÜNLÜK UĞRAŞLARIM.

Merhabaaa! Bir foto blog ile  geri döndüm. Aslında yazmak istediğim çok şey var ama foto blog fikrini daha çok sevdim.. Öncelikle Gaya'ya gittiğimizi ağzım kulaklarıma vara vara söylemek istiyorum hehe.. Gaya'nın ününü duyduğumdan beri gitmek istiyordum.(gaya bir Kore restoranı) Yani her zaman derim Kore'ye gidemiyoruz bari onu ayağımıza getirelim. Çok da güzel oldu.. Kore fanı arkadaşlarımla İstanbulda Koreyi yaşatıyoruz ajdkkfl..



Ramen ve acı dukbokki' yi gözümüzden yaş gele gele ısrarla yemeye devam etmemiz efsaneydi. Ben ramene tutuldum adjkdkd kapalı kutularda ne yiyomuşuz acaba?
Mesaj panosuna  yazmadan olmaz:)

Günlük uğraşlarıma gelirsek;

Son 1 haftadır kendimi kartpostal yapmaya verdim. Resimleri kırtasiyeden çıkarıp kartonluyorum. Exo sevgimi biraz ucuz yollu hale getirmem lazımdı. Mektup yazmaya da devam ediyorum. Bu hafta yine Çin'e bir mektup gönderdim..


Fotobloguma ıce latteler bitmesin ama yaz bitsin diyerek son veriyorum. Bir de selen'in ünlü lafı var ''Luhan'ın çincesi çok iyi''  allam nasıl bir alakasız son oldu hahaha neyse hadi hoşçakalın..

18 Ağustos 2014 Pazartesi

ALIŞVERİŞ GÜNLÜKLERİ -1

Merhabaa!!! Bugün sonunda istediklerimi almış rahatlamış bir şekilde yazmaya geldim.. Vitrinlere küçük köpek yavrusu bakışları atan, kitapları biriktirip biriktirip alamayan kız değilim artık ajsjj (Kitap konusunda wish listimde daha o kadar çok kitap varki hiç görmeyin daha iyi) Biraz kırtasiye, kültürel (  yazar burada exo demeye korkuyor) ve giysi alışverişi yaptım.. Böyle big haul gibi düşünmeyin ama ajdjk mini haul benimkisi.. Kredi kartımda derin izler açılmış gibi hissediyorum.. Ama değer.. Genelde de böyle ayrı ayrı zamanlarda farklı şeyler alıp.. onları birleştirmeyi çok seviyorum.. Daha fazla çene yapmayıp fotobloğa geçiyorum..

 Bu kültürel içerikli mini haul:) renkli bordürlerim, dergi, stickerlar ve mesaj içerikli kitabım... Kitabın adı bağırıyor oradan beni oku diye.. Neyse ebaydan alışveriş etmeyi ve sonra dört gözle gelmesini beklemeyi çok seviyorum. Air mail olayını hele daha bir çok seviyorum. Dünyanın öteki ucundan gelen ürünler (daha çok kore, çin) sizce de çok güzel değil mi? Bana çok heyecan veriyor.. Bazen sınırı aşıyorum e bayde ama olsun. 
Bunları bu gün aldım.. Parlak süsler wreck this journal ve mektuplarım için, siyah nokta bantları da bakımlı görünüyorum havası yaratıyor  yalan yok.
Bu arada abur cuburun bile doğalı var.. Artık biraz yediklerimi azaltmaya veya sağlıksızın bile sağlıklısını yeme kararı aldım. Resimde görünen tahıllı çikolatalı bar da doğal içerikliymiş.. Böyle böyle şeyler işte.. Kahveyi azaltamam bir tek heralde:(
Sonbahara girmeden ilk sweatshirtimi indirimden kapmış bulunmaktayım.. tabii ki pull and bear.. Neredeyse sadece oradan giyiniyorum.. Şapka da oradan..  Takım oldular rastgele seçmiştim ama..

Bu da hava biraz soğuyunca giyer çıkarım resmi.. Bu günlük benden bu kadarr.. alışveriş günlüklerinin 2.si olur mu bilmem:)  böyle mini hauller bir daha ne zamana  kim bilir Hadi ben kaçtım.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

ZAMAN GEÇİYOR DA NASIL?

Merhabaaa!! Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum son günlerde şaka maka ağustosu yarıladık.. Bu demek oluyor ki o hiç istemediğimiz son kapıya dayandı. Gerçi tatilden de aşırı sıkıldım. Bir taraftan sıcak bir taraftan her güne farklı bir aktivite arayışı... Ama gel gör ki okul başlasın istemiyorum. İşler iyice ciddiye binecek, sorumluluklarım artacak.... NÖÖ düşünmesi bile korkunçlu Ama bir de şu var sonbahar gelip de sweatshirt mevsimi açılınca pek bir mutlu oluyorum.. Yok ama ya yine de hiçbir şey bana okulun açılışını sevdiremez. Gazetecilik 2. sınıf öğrencisi olacağım yaa hıaaaa artık çaylak gözüyle bakmayacaklar kesin.. ÇIK KORKUYORUM. Neyse bu da böyle bir endişe dolu gelecek yazımdı. Şimdi esas mevzuya dönüyorum.. Bir avuç kalan günlerimi nasıl geçirmem gerek? şurda 20 gün bir şey var zaten.. Onları bir foto günlükle listeleyeceğim şimdi..

Geçenlerde yine mektup yazarken yakalandım.. Bu sefer Çin'den bir mektup arkadaşı buldum.. Ceyda'nınkini (as morcivertşapkalı) de tamamladım da onun mektubunu burada paylaşmayacağım görebilitesi fazla  çünkü süprizi kaçmasın. Göndericem işte bu hafta evden çıkabilirsem
Bensu'nun yürüyüş günlükleri.. Ay ne de yürürüm yaa. evden çıkarım biraz hava alayım diye en fazla markete kadarahdjjf.. Beni modaya, caddeye yürüten arkadaşlarım da yok değil.. Yürümek için uygun bir mevsim bulamıyorum. Ya çok sıcakta yürütmeye çalışıyorlar ya da çok soğuk.. şimdi ben ne yapayım. Yine de en uygun yürüyüş saati akşam 8 ile 10 arası mümkünse sahil olsun.. Denize baka baka (istekler bitmez)
Tabii ki wreck this journal.. Daha eğlenceli bir uğraş göremiyorum. Yolda, arkadaşını beklerken, Bir şeyler yerken, canın sıkıldıığında alırsın eline istediğini çizersin, yazarsın. Adamlar her şeyi düşünmüş. Tabii bize de biraz hayalgücü katmak kalıyor.
Müthiş sahil havası.. Yaza dair tek bunu özleyeceğim.. Ilık rüzgarını..
Geçen yasemin almıştı bunu.. Hayatıma biraz ekşın gelsin dedi.  Kendi maceranı kendin yaratmalık bir kitap Ben de biraz okuyayım dedim başıma gelmeyen şey kalmadı. Bir tane mi iyi şey olmaz insanın hayatında. Ekşınmış.... almayayım ben 
God bless badem sütü.. Normal sütten ne farkı var şimdi bunun? Üstüne artısı var mis kokuyo, üzerinde kaymak birikmiyo ıyy nefret ederim zaten sütten.. Bu badem sütü cennet gibi geldi. Dizi izlerken hem de...  kabuklu çiğ bademin kabuklarını çıkarıp,suya koyup mikserden geçirin ımmm ben süzmediğim için dibinde birikti ama tadı mütişti.. (Tarifler.comda oldum) Bir de aynı gün üst resimde gördüğünüz renkli bordürlerim gelmişti.. Çok sevindim kıhkıh. Ne mektuplar süslerim ben onlarla, defterler, duvarlar 
stickers are my life..
Bu da reelim... Winter is coming der giderim..