coffee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
coffee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2015 Çarşamba

KAHVE DOSYASI -1: MEVSİMLİK KAHVE SEVGİM...

Merhabaaa..bugün aklıma nerden estiğini bilmediğim ama yazmak için can attığım bir yazıyla geldim.. Bitmeyen kahve aşkı.... yazın, kışın mevsimlerin aramızda engel oluşturamadığı mutluluk kaynağı kahve.. bugüne kadar bu sevgim yüzünden o kadar farklı türünü denedim ki... artık yeter şu kahve bıdı bıdı dememeniz için yayınlamadığım bir sürü kahve fotom var.. Bazı türlerini gerçekten seviyorum..ama bazıları da ---yapılış türlerinden ya da kahve oranlarına göre içemiyorum---
O zaman sizi bir fotoblog ile birlikte  kahve incelemesine davet ediyorum.

1. americano vs iced americano
Iced amerikanonun ne sıcağı ne soğuğu bana iyi gelmiyor. Bir kere haddinden de fazla acı... ama bu acılığının altında saf bir kahve lezzeti yok kuru böyle.. sevenlerinden özür diliyorum fakat damak tadıma uymuyor... zaten çarpıntı da yapıyor... hemen hemen bir tek bu kahveyle anlaşamıyoruz 
zaten..  diğerleriyle BFF modu.... 

2.Iced latte: Bu kahveden gerçekten hoşlanıyorum ve bugüne kadar en çok tükettiğim kahveler arasında yerini alıyor. Süt ve kahvenin karışımı, kahvenin hissedilen aroması ve kokusu... 
sütle yumuşatılınca gerçekten sıcak yaz günlerinin en büyük kurtarıcısı oluyor. Şimdiye kadar denediklerim arasından en çok kahve dünyasınınkini beğeniyorum. Hem sert hem soğuk ama rahatsız etmiyor... 
                                                                                Lavazza

Kahve dünyasının soğuk lattesi bu şekilde geliyor ister üsteki kahvesinin tadına bak ister karıştır. Çok eğlenceli kgkggl

3. Evde yaptığım kahveler:  çoğu zaman muhtaç olduğum,zora düştüğüm zamanlarda yapılan kahveler..  bunlar 2si biraradalar, buzlu nescafeler (tamamen benim uydurmamdan ibaret bir tarif), ama evde yapılan bir kahve türü varki onun yerini hiçbir şey tutmuyor tabiiki türk kahvesinden bahsediyorum. Dışarıda içtiğim türk kahvesinin evdekiyle alakası yok.




4. Mevsim ayrımı olmadan içilen sıcak kahveler: Yazın da kışın da içtiğim latteler, cappuccinolar bu gruba giriyor. Bazen içim ısınsın istiyorum içiyorum. Belki de bu sıcakta içmemin nedeni kışı özlediğim içindir... 

                                                                    The House cafe
                                                                          Starbucks

Kafeinhouse coffee
İşte böyle ben yine değişik kahveler denemeye ve bunları paylaşmaya devam edeceğim. Bu arada bu yıl 2. düzenlenecek olan İstanbul Kahve festivali 22-25 Ekim tarihleri arasında Haydarpaşa garında....
Mutlaka orada olmaya çalışacağım:):)



31 Temmuz 2015 Cuma

YAZIN ZAMAN GEÇİRMEYE ÇALIŞMAK...

Merhaba.. maalesef bugün de gözümü bir yaz gününe açtım. Uyuyorum uyanıyorum hava sıcak, terleme durmuyor.. değişen hiçbir şey yok. Neyse  dedim  bütün günlerimi yaza lanet ederek geçiremem. Koca bir ağustos ayı kendi isteğiyle gitmeyeceğine göre benim onunla daha iyi geçinme yolları bulmam gerek. Bu yüzden de 1 haftadır, oldukça sağlıklı bir yaşam sürüyorum.
Öncelikle sabah erken kalkıp o sıcağın vermiş olduğu ağırlığı üzerimden atmak için  evin yakınındaki parka yürümeye gidiyorum... Kim inanırdı ki kalkıp spora gideceğime.. yüzüne baka baka kahkaha atardım vallaha.. ama bazı kararlar aldım her zamanki gibi.. Hem zaten sabahları en nefret ettiğim şey geç kalkmak.. öğlem sıcağında.. yapış yapış ıyyy.. günün yarısı geçmiş falan kötü bir başlangıç yani.
Böylesi güzel. Tercihen soğuk kahvemi ve yanına bir kaç atıştırmalığı ekleyip evden atıyorum kendimi
İnanmıyosanız bu da kanıtı fkkfflf
400 Mlik parkuru 2 buçuk kere dönmeden yoruluyorum bayağı hammışım. Ben de kendimi dayanıklı sanırdım neyse konumuz bu değil. Konumuz Sabahları terden buharlaşmadan aktiviteleşmek.. 



Yine günlük dil öğrenme çabalarıma devam ediyorum ama bunun pek de serinletici bir eylem olduğu söylenemez tabii.. gözlerim korecenin çok da  karışık olmayan şekillerine takıldıkça daha da çok terliyorum ben de bunu yine ev dışında gerçekleştirmeye karar verdim.. 
Ve ayrıca her yazımın, kışımın olmazsa olmazı mektup arkadaşlarım.. yeni Taylandlı arkadaşıma mektup hazırlama sürecindeyim. 
yorgun günlüğüm...

Tek huzurlu yer vapurda rüzgarla mutlu mutlu yaşamak jkfkkf

ve okuduğun kitapları yeniden okumak.. fangirlin ingilizcesi çok garip ya vfkkf o yüzden çok ağır ilerliyorum. ve diğerleri okudukça daha önce anlamadığım ya da üzerinde çok durmadığım şeyleri yeniden gözden geçiriyorum. 
Bendeki etkileşimler şimdilik bu kadar. Her ne kadar temmuz gitmek istemese de ağuştos iyice kapıya dayandı o bizi yakmadan biz onu yakalım.
Belki çok fanalaşırsam ağustos ortası falan yine bunun gibi bir yazıyla bekleyin beni. xxx

21 Haziran 2015 Pazar

BİR BAŞKA CUMARTESİ..


Bu cumartesi uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yaptım ve günün erken saatlerinde kendimi sokaklara attım. Sabah 9 gibi çıktık evden hedef güzel bir vapur yolculuğu ardından kahvaltıydı. Çok uzun olmayan bir yolculuktan sonra ortaköy'e vardık. The houseyi seçtim çünkü boğaz köprüsü tamamen görüş alanımı kaplıyordu ve bu beni büyüledi...
Arada değişiklik istiyor insan, hep gittiği yerlere gitmemek, farklı şeyler denemek istiyor.. Aynı yerlerde takılmak sadece alışkanlıklarımızın bir ürünü olarak geliyor bana ve belli bir yerden sonra sıkılıyorum. Aslında bana kalsa bulunduğum yerden sıkılma sorunumu kökten çözerim yani ülkeden dışarı atarım kendimi ama bağlı olduğumuz şeyler var.. insan bırakamıyor.
Bugün normal cumartesilere perdeyi çekip taze bir cumartesiye pencere açtım. Tatil de olması vesilesiyle  stajımdan bana kalan haftasonlarımı yeni yerler deneyerek geçirmeye çalışacağım. Yazı pek yenilenme mevsimi olarak göremesem de... ona bir şans vermeyi düşünüyorum..


huzurlu bir sabah kahvesi.. Ilıktı. Ama ne olursa olsun fincanda kahve bırakma gibi bir alışkanlığım yok :)::)


                                              Henüz vaktimiz varken... yazlar hala bizimken sabah evden çıkılmalı, kahvaltısını her gün evde yapan biri olarak (hatta bazen hiç yapmayan) dışarıda boğaz havası soluyarak kahvaltı yapmanın tadına doyamadım. Yediğim şeyin değil aktivitenin tadına doyamadım. Böyle bir fark var arada.. Tatil sevmem, güneş sevmem, ama sevdiğim şeyler de varmış yaza dair.. tek tek keşfediyorum..


House nin içerisindeki bu küçük köşeye bayıldım fotoğrafını çekmeden duramadım. Küçük kavanozlarda satılan her şey hassas noktam zaten..


                                      Bu da böyle bir köşe.. kitaplar, dergiler... Dinlendirici...

ve öğleden sonra ikinci bir kahve molasından önce asla vazgeçemediğim uzakdoğu mutfağı klasiği.. Japonya ve Çin de noodle Kore de ramyon denilen daha önce tatmayanların makarna diyeceği klasikleşmiş yiyecek. Kore'nin ramyonunu noodleden daha çok sevsem de (yapılışları çok farklı tabiiki) bu da çok sağlıklı(!) öyle ünlem falan koyduğuma bakmayın gerçekten sağlıklı.... sadece benim sağlıklı yiyecekler diye yazmaya alerjim var..
Artık kendi chopstick tutuşumu da keşfetmiş bulunuyorum bu arada.. Baktım ben prolar gibi kullanamıyorum. Dedimki kendi tarzımı yaratayım.Şimdilik kavrama kısmında başarılı değilim ama noodle yerken işimi görüyor... Daha da geliştireceğimi ümit ederekten burada noktalıyorum yazımı..
Küçük bir cumartesi raporu vermek istedim. Arada kendinizi mutlu edin ve farklılıklar yaratın. sınuçlarını  göreceksiniz.
:):)


3 Mart 2015 Salı

NE VAR NE YOK: KADIKÖY TURU VE FAZLASI

Merhaba diyeceğim ama hiç iyi değilim dostlar... Bu aralar dört bir yanımı endişe, sıkıntı, ve ödevler sarmış durumda... Üstelik bir de dişimin kanal tedavisi. Bir şeyler yiyorum ama ne yediğimden anlıyorum ne tat alabiliyorum. Zaten olmayan mutluluğumdan bir de yemek zevkimi alırsanız geriye ne kalır ki? ACI.
Neyse geçen haftanın berbatlığından sıyrılıp bu haftaya güzel bir başlangıç yapayım dedim. Ne bileyim biraz pozitif düşünce, yeni şarkılar, yeni uğraşlar ve projeler biraz daha hareketlendirebilir beni. Her zamanki gibi sadece düşünüyorum hiçbir şey yapmaya halim yok. Kalk ve harekete geç diyorum kendime defalarca.. Bunu söyledikten sonra tek yaptığım okula giderken başka bir yolu kullanıp biraz daha fazla yürümek oluyor.
Bence benim biraz değişikliğe ihtiyacım var. (hiçbir şey değişmedi) mekan değişikliği gibi mesela? O yüzden erasmus fikrinden vazgeçmeyeceğim.
Birkaç ağrılı sızılı günden sonra nihayet kendimi toplayabildim. İşlerimi, projelerimi yapmaya koyuldum. Geçen arkadaşıma gittiğim gün yine bir Harry Potter krizimiz patlak verdi. Başka bir şey olsa asla kaldıramayacağınız biz,  sadece bunun için kadıköy yollarına koyulduk. Ezgi'ye zaten harry desen hemen çığlık atmaya başlıyor. Neyse bunları burada söylememden hoşlanmaz adjfkgkglg
Şimdi bana çok uzun gelen yazımdan fotoblog'a geçiş yapıyorum;

Gerekli şeyler ikinci evim gibi..Bir girdim mi mangaların, ansiklopedilerin, türlü türlü koleksiyon eşyasının arasına kolay kolay çıkamıyorum. Ve öyle güzel nadide parçalar bulunuyor ki fotoda elimde gördüğünüz Potter'ın büyülü dünyasına ait ansiklopedi gibi... Asalar, atkılar.. Mangaların hepsine sahip olabilsem keşke ah ah..
Bu da bizim Hedwigimiz işte. Taa nerelerden gelmiş. Buraya kuruluvermiş. Küçük Hedwigimizin yapmayı en sevdiği şey moda dergileri okumak fkdfkf
İyi saçmaladım. Bu baykuş minyatürü Nezih kitabevinde gördük. İçimiz gitti.
Hayatımın en güzel Bambili defterini buldum. Ama kader bizi ayırdı. Gerçekten o an yanıma nakit almadığım için sağa sola tekmeler fırlatmak istedim. Bu arada ben defterlere çok zor şartlar altında baktım. Çünkü girdiğim nezihte ''Kaderimin yazıldığı gün'' adlı dizinin çekimleri yapılıyordu. Hani Muhteşem Yüzyılda Şehzade Mehmet vardı ya onun yeni dizisi.. Ay nasıl anlatacağımı şaşırdım..Farketmeden çekimin ortasına atlamışım. Pardon diye diye uzaklaştım. Onlar yüzünden defterlere iyi bakamadım kızgınım.
Dişinden dolayı katı yiyecekler tüketemeyen Bensu'nun dramı bu arada Taylor'un neredeyse eskiyen albümü 1989'u aldım. Dinledim Speak Now'dan daha güzel ama bir RED değil. O benim için hep en iyisi olarak kalacak. 
Tabiiki ne kadar acı çeksem de o kahve içilecek. Klasik kural..
Tükenmişlik sendromuna yakalanmamın sonu... 150 sayfanın raporunu yazarken bu hale geldim. Neyse bu haftayı da atlatalım. vizeye kadar kendime düzen vericem bir şekilde ama canım sürekli yeni yerlere gitmek kitap, okumak,fanfic okumaktan başka bir şey istemiyor.. burayı da iyice yakınma defterine çevirdim. Neyse buraları geçiniz. Fazla depresyon içerir.





7 Aralık 2014 Pazar

GEREKSİZ İŞLER ATOLYEM

Merhabaa!! Gereksiz işler atolyeme hoşgeldiniz. Böyle dediğim yer aslında benim blogum hep de böyle bir yazı yazmak istemiştim. Yine sıkışık bir anıma kısmet oldu. Vizeler yaklaşır ben gelirim buraya söverim söverim, sonra güzel aralık gelir sağolsun onun da anlamı ne mucize ne kirismıs.. bildiğin ''Finaller are coming'' yani. Önümde 3 hafta var çenemi kapalı tutmaya çalışacağım.
Yine kendi halimde bin bir işe sarmış durumdayım. Dersler bile bir etkinlik kapsamına girerken benim için. (Eve tıkılmadığım her an bir etkinlik yürümek bile) ders dışı yaptığım şeyleri saysam ohoool yani neyse bugün de kendiliğinden yılbaşı kokulu, boş işli bir yazı yazacağım. Şimdi her zamanki gibi fotoblog;

Kat kat giyinmek + kahve.
Kirismıs ruhu olmayan ülkemden güzel manzaralar. Tabii burası Bağdat caddesi. İşler biraz değişiyor. Sadece İstanbul'u baz aldığımızda bir de Nişantaşında böyle manzaralar görebiliriz. Belki Kadıköyde Şahsına münhasır küçük kafelerde güzel süslemeler yapabilirler. Ben en son Starbucksta bodur çam ağacına bakakalmıştım  Bu mudur yani sen koskaca kofişop zincirisin. Kadıköy rıhtımdakini ayrı tutuyorum.Orası bestti.
Sunum hazırlarken suratım Sehun's derp face

Geçen yine uzun süredir beklediğim Blippo alışverişim geldi. Ne aldığımı unutmuştum hoş bir süpriz oldu. Kawaii sticker ve Lotte koala biscuit. Günümü güzelleştirdi. Sevimli stickerları, Japonya ve kore malı ürünleri seviyorsanız blippoya bakmalısınız (BU BİR REKLAMDIR AJFKLF)



Vee aralık mucizeleri bizimle olsun diyip gidiyorum. We heart itten aldığım bu resim ben de yine dışarıdaki soğuk hava da renkli ışıklarıyla evi  aydınlatan çam ağaçlarını anımsattı. Size Miracles in December'ı bırakıyorum. Bir de şey var reklam yapmaya iyi alıştım. Lu Han Turkey official facebook hesabı kurduk bir kaç arkadaşımla ilgilenenler bakabilir^^



17 Kasım 2014 Pazartesi

VİZE HAFTASI SONRASI BEN..

Merhabaa!! Sınavların üst üste binmesinden dolayı yazamadım bir türlü...  Tam da bitmiş sayılmaz ama baya bi rahatladım. Ne biçim 2 hafta gecirdim anlatamam. Kabus gibiydi hiç bitmeyecek sandım öhöm tamam. Sınavlar biter bitmez bütün notarı yırtıp atmak istedim ama sonra kendime dur Bensu bunun daha finali var kimseye muhtaç olma dedim. Ve son sınav günü yani mübağrek cuma  yeni yeni dizilere başladım. Ya ya hep böyle oluyor, sonra o diziler bitmiyo yarım kalıyor. En nefret ettiği şey işte bu bir şeyi yarım bırakmak. Bir sıkıntım olduğunda kesin bir kitabı yarım bıraktım, ya da filmi, diziyi diye düşünürüm. Bununla da sınırlı değil ben bir dizi bölümünü bile yarım bırakıp başka işlerle uğraşan bir insanım. Neyse konumuz bu değil.

İşte benim ayakta kalmamı sağlayan şarkı. Huzur kaynağım, herşeyim dfkgl
Aşırı monotonluktan, ders kitaplarından bunalan zihnim, ruh sağlığım için neler yaptım? akla mantığa yatkın şeyler yazmayı isterdim ama yok bende maalesef.. İnternetten alışverişe gömüldüm kendimi ödüllendirdim sınav haftası sabrım için.  Erkenci kuşlar gibi 11 buçukta falan yatmaya başladım. Tehlike sinyalleri... Aşırı kahve ve çay tüketimi beni uykusuz bırakmıyor arkadaslar bu hafta bunu çok yaşadım. Daha fazla yorgun düşürüyor. Yerimde falan uyukluyorum içi geçmişler gibi pff..
  
evde ders çalışamazsın bari bir hava alayım da öyle devam edeyim dersin, dışarı çıkarsın ilk bulduğun Starbucksa girersin. Burası iyi başlarım birazdan çalışmaya dersin. Ama kahven biter, internette ne kadar gerekli, gereksiz haber varsa okursun ama bir türlü derse başlayamazsın. 1 saat içinde aynı sayfayı tekrar tekrar okuduğumu bilirim. Niye çünkü içinde zerre ders çalışma isteği taneciği bulunmaz o sırada. İlla  yumurta kapıya dayanacak!
 
Güzel hava molası. Ciddi haber okuyamıyorum ben.

Her şeyin en sevimlisi lazım. 

Canım sıkılınca hopp kalk bi çay koy, ya da en sevdiğin albümü aç dinle moduna giriyorum hemen. Canım hep başka şeyler yapmaya o kadar meyilli ki.. Ciddi konsantrasyon sorunum var heralde. Ama buna rağmen sık dişini Bensu sık dişini diye diye bütün sınavları atlattım çok şükür.. Ayrıcaa geyik sevgim en üst seviyeye ulaşmış durumda ve bunun yılbaşıyla hiç bir alakasının olmaması aşırı garip benim için. Geyikli gördüğünüz her şeyi üstüme atın pls.


Şimdilik benden bu kadar... Finallere kadar stressiz bir ay geçirelim. Görüşürüzzz

23 Ekim 2014 Perşembe

KIŞA HAZIRLIK...

Merhabaa yılın en güzel zamanları yeni yazı ile dönmek de çok güzel oluyor...  Gözlerimin önünde neler uçuşuyor bir bilseniz. Balkabağı sezonunun açılmasıyla yemek blogu manyağı oldum. Yabancı bloglardan bir sürü tarif okuyup yine hiçbirini denemiyorum huhahaha içim gidiyor ama içim...
balkabağı sezonu demişken kıyıdan köşeden halloween havası soluduğumu da söylemeden edemeyeceğim Türkiye'nin göbeğinde halloween ruhunu yaşamaya çalışıyoruz işte taşlanmadan Christmas zamanına kadar sağ kalabilirsem...
neyse yine konuyu başka taraflara çektim size bu yazımda son bahar sonu kış başlangıcı neler yapılır, alışverişli, çaylı, ve bir kaç değişik önerili bir yazı yazıcam..  



Kış çayları.:  Benim gibi mevsim geçişlerinde soğuk algınlığına  yakalanmaktan şikayetçiyseniz, mutlaka ıhlamura da maruz kalıyorsunuz demektir. Ihlamurun ne kokusunu ne tadını seviyorum. Şifa niyetine diyenlere de al sen iç diyemediğim için bir sürü çay araştırdım. Sadece hastalık çayları değil, sıcak içecekler kış boyunca en vazgeçilmez şey bence.. Hele böyle  bitkileri karıştırıp adını 'kış çayı'' koyuyorlar ya kesin beni düşündüler diye geçiriyorum içimden.  Tarçınlı, zencefilli ve karanfil kokulu çaylar favorilerim. İçine limon kabuğu atınca ayrı bir huzurlanıyorum. Bazen sadece kolaya kaçarak meyve aromalı çaylara sığınıyorum. Sadece sıcak su içsem daha çok zevk alırım heralde.
we heart it te gördüğüm odalardan sonra dekoratif mumlar alıp  deli gibi odamın her yerini ritüel havasına sokasım geliyor..  mumun azıcık aydınlığını , kendi halinde erimesini çok seviyorum.
Bir de her mevsime özel playlist oluşturmak var bende  çünkü yazın dinlediğim şarkıları sonbaharda dinlesem bile kışa geldiğimizde dinleyemez hale geliyorum. O yüzden melodisi kırismıs  şarkıları havasında daha çok üşümeli şarkılar seçiyorum. Öyle de bir anlattım ki yemek tarifi verir gibi... Bana göre bu havaların en güzel şarkısı Birdy- Skinny love
En güzel mevsim.. kıyafetler kalınlaşır.. çekilen kahve fotoğraflarına montlar, eldivenler eklenir..

Bir takım ''homemade'' şeyler kışa en yakışanlardan...  Arkadaşımın yaptığı vegan kurabiye ve lavantalı tarçınlı dudak koruyucu.  Bu mevsimlerde neden hep ev yapımı şeyler hoşuma gidiyor bilmiyorum. Eve kapanıp çıkmamak istememden mi yoksa daha çok doğallık aramamdan mı bulamadım. 


Tabii ki her ne kadar bu aralar izleyemesem de kışın dizilerin, filmlerin keyfi daha güzel çıkmaz mı? mevsim atıştırmalıkları kestane, patlamış mısır ve boza ile... Kahveyi saymıyorum çünkü benim için yeri ve zamanı olmayan tek şey o  hala New girli bitirmeye uğraşıyorum ve Awkward.. High School Love On da devam eden dizilerimden..
 


Ağustos, eylül derken gerçekten ekimi de bitiriyoruz inanamıyorum.. ( bu inanamıyorumun vize tarihleri ile çok ilgisi var ) Kasımdan beni çok sıkıştırmamasını diliyorum. Ben de güzel güzel kış rüyalarımı yaşayayım.Ama ne yazık ki bu yazıyı bitirdikten sonra her şeye veda edip ödev kitaplarıma gömüleceğim..  yine bu durumu da güzelleştirmeyi başarırım bir şekilde..
Kışı güzel karşılayalım hepimiz^^