Tokyo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tokyo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2016 Cumartesi

KORE SOKAĞI: SHINOKUBO




Türkiye de ağız tadıyla fangorllük yapamadığım için, Tokyo anılarımı kendime hatırlatarak güçleniyorum. Bence hepimiz eşit şartlarda fangirl yaşamını hak ediyoruz ssksl tek şanssızlığımız farklı bir coğrafyada doğmak
Sad but true...
Sizi bu yazımda Tokyo'nun Shinjuku semtine bağlı Shinokubo Kore sokağına götüreceğim. Derin bir nefes alın ve başlayalım.
Bu yazım tamamen k-pop ağırlıklı olacağı için gururlu ve mutlu hissediyorum... İnternette görüp böyle yerler varmış diyip vitrinlere bakarak ağlayan bir kız değildim artık. Tüm fangirlliğimi yerinde yapıp sağlam bir moralle (düzeltme:boş bir cüzdanla) döndüm. Ne yazık ki fangirliğim uslanmış bir kediye değil yemek verdikçe doymayan arsız bir kediye dönüştü:(
Shiokubo'ya gitmek için önce Shinjuku'ya gittik. Oradan aktarma yaptık. Yanlışlıkla ben de kalan biletin benim için anlamı çok büyük

Shiokubo'ya ulaştığımızda artık ne bekliyorsam, küçük kore şehri diyorlar ya iner inmez kore idolleri ile kaplı olur etraf sandım. Ama her yer sakindi. Kafeler, kozmetikçiler yanyana dizilmiş. Oppacılık namına en ufak bir şey yoktu.
Meğerse ters yöne yürümüşüz.
Tren istasyonunun solunda kalan caddede 100 m sonra hayat başlıyordu. Daha ilk girdiğimiz mağazada her şeyi almayı istedim. Her şeyi değil ama mağazanın yüzde 10nunu aldığımı düşünüyorum. İlk olmasının verdiği heyecanla her yerde exo var diye bağırdığımı hatırlıyorum. Türkiyede gördüğümü vardı gariban işte





Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Mağazalara girip çıktıkça benliğimin bir kısmını bırakıyordum. Ya da çok mutluluktan her şeye dokunmak istiyordum. Ne ararsanız vardı. Nature republic ürünleri... exo'nun lipstickleri, kağıt oyuncakları, maskeleri, yelpazeleri,çorapları.... aklınza ne gtirebiliyorsanız... Lotte çubuk krakerleri bile vardı ya.. nasıl para tuzağı nasıl... Oppalarla cüzdanımıza göz dikmiş bunlar.
maalesef o tuzağa düştüm. Gururumu ayaklar altına serip çubuk kraker falan aLmadım ama o stickerlara 13455 gün rahat rahat istediğimi yiyeceğim kadar para verdim. Sticker olunca hayat duruyor anlayamassınız.





Exo'nun kış comebacki sing for you'ya denk geldiğimiz için epey şanslıydık. Bu kadar da olsundu artık. Vizelerim yüzünden koskocam Tokyo Dome sahnesini kaçırmıştım. Acısı hala içimdedir.
Mağazaların her birinde sing for you çalıyordu. ve sfy ile ilgili ürünlerden geçilmiyordu.
Ünlülerin h&m balmain'e akın ettiği gibi ürün seçerken vicdanım hiç sızlamadı




Böyle ekranlarda exo'nun bütün programları aynı anda gösteriliyordu. Çoğu dev ekranda da son showcase vardı. Kalbim bu kadar mutluluğu kaldıramayacak derecede ağırlaşmıştı.
Yine de çocuklar gibi şendim





Japonlar exo ile ilgili her şeyi paraya çevirmeye yemin etmiş, tüm o ürünler yetmemiş gibi v app leri de cd ye yüklemişler allah kahretmesin ki aldım. Aklım diğer dizilerin dvdlerinde kaldı. Ama artık kontrollü gitmem gerekiyordu. Çünkü shinokuboya ikinci gelişimizde allah korusun hiçbir şey alamazsam ne yapardım





Sokaklarında exo dinleyerek yatmaya razı olduğum shinokubo'ya veda etme vakti geldiğinde ona ikinci kez geleceğime dair söz verdim. Bu sözden hangimiz karlı çıkacaktık belli değildi tabii *-*

ilk günün sonundan ben....


21 Ağustos 2015 Cuma

NE DÜŞÜNÜYORUM: JAPONYA REHBERİ

Yine aşırı sıkıldığım bir yaz gününde kendime bir japonya rehberi hazırlamak istememle başladı her şey.. Ben Japonya'ya gitsem acaba nereleri görmek isterdim diye düşündüm ve araştırmaya başladım. Nerde ne var? nelere gidilmeli nereler görülmeli? böyle bir araştırmaya giriştim. Üstelik sadece bunlarla kalmadım bir de sadece Tokyo ile sınırladığım küçük gezi hayalinde harcanabilecek minimüm bütçeyi hesapladım djdkkd valla işsizmişim... ama durun çok güzel şeyler öğrendim. Bu güzel ülkenin güzel insanlarını daha da çok sevdim. Yine çok ağladım. Japon yapmış dedim. Yani aslında yazmak anlamsız çünkü yaşamak istiyorum. Fotoğrafların içine atlayıp şu ülkeden uzaklaşmak istiyorum anlayamassınız
Öhöm konudan uzklaşmadan toparlamalıyım sinyalleri aldım yine. Ne demiştim başta? Sadece tokyo bile başlı başına bir cennet. Üstüne bunun osakası var, kyotosu var,  Allam çok güzel şeyler var nefes alamıyorum.
Ben şimdilik sadece Tokyo mega şehrini ele alacağım.  Modern ve geleneksel Japonyanın harmanlanmış hali... her bir sokağı keşfedilmeye değer, Her yerde bir sevimlilik (kawaii akımı) bulabilirsiniz. oraya buraya yapıştırılmış çizgi kahramanlı stickerlar, şehrin ortasından fırlayan Pikachular, Şeker kazanına düşmüş gibi gezen kızlar, değişik moda akımları....
Bu şehirde çıldırmamak iimkansız.

Benim belirlediğim rotalardan ilki akihabara.. Bununla ilgili sayfalar dolusun yazı yazabilirim o yüzden kendimi frenleyip sizi daha önce yazmış olduğum diğer bir Japonya rehberine yönlendiriyorum.
Japonya'ya dair: Akihabara,cat cafe ve pikachu cafe

Akihabara fırtınasını sağ sağlim atlattıktan sonra diğer rotalarıma geçelim. Öncelikle Harajuku tabiiki... Modanın burada belli bir tarifi yok. Nasıl bayılıyorum anlatamam. Kimsenn birbirini yadırgamadığı, garip gözlerle bakmadığı ultra rahat Tokyo'nun daha bir ekstra large rahat bir hali burası.. Rengarenk  birbiriyle uyuşmayan kıyafetler, saçlar.. Sevimlilikle giotikliğin birbirine karıştığı sokaklar.. çılgın makyajlar her şey burada..   Basit ve sadeliği unutmanız ve olabildiğiniz kadar garip olmanız gerekiyor... Gözlerimi görsellerden alamadığım için yine link bırakıyorum.
 Harajuku fashion walk




Bir sonraki durağımız Japanese candy shoplar... Bununla ilgili bir video izlemiştim o günden beri gözümde rengarenk, her türlü boyutta ve şekilde şekerler ve çikolatalar uçuşuyor. Resmen cennet gibiydi ve çok ucuzdu. çocukken bakkalları ilk keşfettiğimdeki gibi hissettim. Paramızın yettiği kadar şeker ve çikolata almaya bayılırdık. Burada ise Japonlar ultra ucuz fiyata size şeker komasına girmenin kapılarını aralamış. Mutsuz oldum..


cr: lepetitpop.com

Mutluluk Japonya'da .. Yani hani derler ya mutluluğu uzaklarda arama diye. Bence bayağı bayağı uzaklarda aramamız gerek... Yine küçük bir bunalıma girdim. çıkarım birazdan.

Harajuku ve şeker dükkanlarını da hazmettiyseniz. Biraz müze cafe gezelim diyorum. Daha da fenalaşalım ama yine de acayip bir şekilde mutlu olalım japon etkisi bu olsa gerek.
Neyse ilk olarak ghibli müzesine gitmek istiyorum. Totoro'yu kanlı canlı karşımda görmek gerçekten mütüş olurdu. Ayrıca bu müze Animasyon film stüdyosu studio Ghibli nin tüm yapımlarını sergiliyor.. ve müzeden başka bir yerde bulamayacağınız parçalar barındırıyormuş içinde.. 


Japonya'da her yerden bir theme cafe çıkıyor.. Theme cafe nedir derseniz.. çizgi filmlerin, animasyonların, karakterlerin her birinin temasına sahip onlarla ilgili cafeler.. pikachu cafe hello kitty cafe sailor moon cafe.. ne ararsan var yani... Bir de maid cafeler var kii sormayın. o kadar kawaiiliği kaldıracağımı düşünmüyorum.
Sailor moon cafe çok hoşuma gitti.
cr:ourkawaii.tokyo

Tüm her şeyi bırakın adamlar yemek müzesi yapmış ya cup noodle ve ramen müzeleri var resmen diz çöküp ağladım. Böyle yerlere bayılıyorum elimde değil. Biz bir kahve festivalini, çikolata fuarlarını falan yeni yeni görürken japonlar her şeyin müzesine, cafesine sahip bir cennetin içinde yaşıyorlar..
Tamam daha fazla duygu sömürüsü yapmayacağım. Onların da fotolarını bırakıp yavaş yavaş kaçıyorum. Daha çok yer bulmaya devam ettikçe yeni yazılar yazmaya geleceğim.