Türkiye de ağız tadıyla fangorllük yapamadığım için, Tokyo anılarımı kendime hatırlatarak güçleniyorum. Bence hepimiz eşit şartlarda fangirl yaşamını hak ediyoruz ssksl tek şanssızlığımız farklı bir coğrafyada doğmak Sad but true... Sizi bu yazımda Tokyo'nun Shinjuku semtine bağlı Shinokubo Kore sokağına götüreceğim. Derin bir nefes alın ve başlayalım. Bu yazım tamamen k-pop ağırlıklı olacağı için gururlu ve mutlu hissediyorum... İnternette görüp böyle yerler varmış diyip vitrinlere bakarak ağlayan bir kız değildim artık. Tüm fangirlliğimi yerinde yapıp sağlam bir moralle (düzeltme:boş bir cüzdanla) döndüm. Ne yazık ki fangirliğim uslanmış bir kediye değil yemek verdikçe doymayan arsız bir kediye dönüştü:( Shiokubo'ya gitmek için önce Shinjuku'ya gittik. Oradan aktarma yaptık. Yanlışlıkla ben de kalan biletin benim için anlamı çok büyük
Shiokubo'ya ulaştığımızda artık ne bekliyorsam, küçük kore şehri diyorlar ya iner inmez kore idolleri ile kaplı olur etraf sandım. Ama her yer sakindi. Kafeler, kozmetikçiler yanyana dizilmiş. Oppacılık namına en ufak bir şey yoktu. Meğerse ters yöne yürümüşüz. Tren istasyonunun solunda kalan caddede 100 m sonra hayat başlıyordu. Daha ilk girdiğimiz mağazada her şeyi almayı istedim. Her şeyi değil ama mağazanın yüzde 10nunu aldığımı düşünüyorum. İlk olmasının verdiği heyecanla her yerde exo var diye bağırdığımı hatırlıyorum. Türkiyede gördüğümü vardı gariban işte
Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Mağazalara girip çıktıkça benliğimin bir kısmını bırakıyordum. Ya da çok mutluluktan her şeye dokunmak istiyordum. Ne ararsanız vardı. Nature republic ürünleri... exo'nun lipstickleri, kağıt oyuncakları, maskeleri, yelpazeleri,çorapları.... aklınza ne gtirebiliyorsanız... Lotte çubuk krakerleri bile vardı ya.. nasıl para tuzağı nasıl... Oppalarla cüzdanımıza göz dikmiş bunlar. maalesef o tuzağa düştüm. Gururumu ayaklar altına serip çubuk kraker falan aLmadım ama o stickerlara 13455 gün rahat rahat istediğimi yiyeceğim kadar para verdim. Sticker olunca hayat duruyor anlayamassınız.
Exo'nun kış comebacki sing for you'ya denk geldiğimiz için epey şanslıydık. Bu kadar da olsundu artık. Vizelerim yüzünden koskocam Tokyo Dome sahnesini kaçırmıştım. Acısı hala içimdedir. Mağazaların her birinde sing for you çalıyordu. ve sfy ile ilgili ürünlerden geçilmiyordu. Ünlülerin h&m balmain'e akın ettiği gibi ürün seçerken vicdanım hiç sızlamadı
Böyle ekranlarda exo'nun bütün programları aynı anda gösteriliyordu. Çoğu dev ekranda da son showcase vardı. Kalbim bu kadar mutluluğu kaldıramayacak derecede ağırlaşmıştı. Yine de çocuklar gibi şendim
Japonlar exo ile ilgili her şeyi paraya çevirmeye yemin etmiş, tüm o ürünler yetmemiş gibi v app leri de cd ye yüklemişler allah kahretmesin ki aldım. Aklım diğer dizilerin dvdlerinde kaldı. Ama artık kontrollü gitmem gerekiyordu. Çünkü shinokuboya ikinci gelişimizde allah korusun hiçbir şey alamazsam ne yapardım
Sokaklarında exo dinleyerek yatmaya razı olduğum shinokubo'ya veda etme vakti geldiğinde ona ikinci kez geleceğime dair söz verdim. Bu sözden hangimiz karlı çıkacaktık belli değildi tabii *-*
Yıllar yıllar sonra kürkçü dükkanına geri döndüm. Bu dönüş elbetteki ya etkisinden çıkamadığım bir dizi/film ile ya da Exo nun yeni albümüyle olabilirdi.Ama ben hakkımı Yılın olayı Exo'nun 3. full albümü EX'ACT tan yana kullandım.
Exodustan bu yana 1 yılı aşkın süre geçtiğine inanamıyorum. O gizemli teaserların gelişiyle eriyen beyin ve kalp damarlarımızı hala dün gibi hatırlıyorum. Exo-L çıldırmış gibi teori üretiyor, dedektif şapkalarını geçirmiş gibi oradan oraya ipucu yakalamak için koşuyordu.
Derken tüm o büyü Call me baby mvsinin yayınlanmasıyla son buldu. Çünkü bizimkiler yine bir arabanın içinde dans ediyordu. sdkffl
Exo-Ller olarak tüm o mükemmelliğin arkasından gelen kutu klibini kaldıramamış olsak da, Call me Babyi büyük bir coşkuyla bağrımıza bastık.
Daha sonra Love me Right klibiyle gönlümüzü alan SM mv ye bu sefer dış çekim unsurlarını katmayı unutmamıştı. Love me right Japonca versiyonlarıyla birlikte bizi bayağı bir idare etti. Exosuzluktan ölmedik çok şükür.
Ama yavaş yavaş Exoya susamaya başlayan Exo-ller arasında yeni comeback dedikoduları yayılmaya başladı. Bu iddialar o kadar asılsızdı ki artık hiçbirine inanmıyorduk.Her sene yeniden hortlayan kanlı ve maskeli konseptte buna dahildi.
Tam tarihini hatırlamamakla birlikte mart mıydı yoksa nisan ortası mıydı bilemiycim. Exo Haziranda geri dönecek hem de Grand comeback olacak dediler. KİMSE İNANMADI.
Herkes hadi canım diyip yaşamına devam etti.Bir kere burnu iyi koku alan dedektifler olarak bunun kokusunu almamıştık. Comebacke dair en ufak bir iz yoktu.
Mayıs oldu. Derken Mayısın ortasına yaklaştık.Haziran başı dönecek olan Exo'ya dair HALA hiçbir ipucu yoktu.
Exo-L sıkılmıştı, aksiyon istiyordu ama hemen istiyordu. Hiç beklemeden....
Üyeler saçlarını boyatıyordu. Sehun durmadan instagramdan şüpheli fotoğraflar paylaşıyordu.
Tamam dedi Exo L Uzaklardan bir yerden yaklaşmakta olan comeback hepimizi yakıp küle çevirecek.
Ve öyle de oldu djdkddl
Bir gün uyandığımızda yeni garip bir sembolle karşılaştık. SM bu seferde Exo-lleri matematikle sınıyordu. Tek bir sembolle bile düzinelercee teori ortaya atıldı. Onları okurken havale geçirdim yine
Her şey o kadar yavaş ilerliyordu ki karmaşık logodan sonra iki ana şarkının adını öğrendik. Bu seferki comebackin teması iki yönlü olacaktı. ''Lucky One'' ve ''Monster''
Aydınlık ve karanlık tarafı öğrenen Exo-Ller havaya uçtu. Yine beyin aldırmama yol açacak teoriler okudum. Okuduklarımın hepsi birbirinden uzak ama bir o kadar mantıklıydı. Tarihe, bilime, astrolojiye kadar uzanan teorilerle bilgi hazinem 1343x genişledi.
O kadar araştırmayı derslerimize, projelerimize harcasaydık şu an hepimiz dünyayı kurtaracak düzeye gelebilirdik diye düşündüm.
Yine bir sabah Lucky One Teaserları düştü ve yıkıldı ortalık. Rengarenk kıyafetleriyle doğal bir Exo vardı karşımızda..
Daha lucky One kasırgasını atlatamamışken, saatler sonra gelen Monster Hortumu hepimizi yuttu. Ciddi söylüyorum küçük dilimi yutuyordum ve tüm sosyal medya sarsıldı. Monster exo acımadan yerle bir etti.
Çok net olarak daha önce hiç şahit olmadığımız bir era başlıyordu.
Bu karanlık hallerini görünce canavar olmak bu kadar mı yakışır diye hangimiz düşünmedik ki?
Haziran'ın ilk günlerinde zihnen ve bedenen yorulmaya başlamıştık ama bu henüz daha başlangıçtı... Asıl kasırga lucky one ve monster teaserları yayınlandığında yaşandı.
O teaser çıkma saatine sayılan dakikaları, yükselen tansiyonu, heyecan nidalarını gerçekten çok özlemişim. Tansiyonum 133455 fırlasa da o anlar hiçbir şeye değişilmezdi.
BAMMM LUCKY ONE TEASER YAYINLANDI.
Üyeler telaş içinde onları kovalayan hemşire görünümlü kişilerden kaçıyorlardı. Ve işin en can alıcı kısmı teoriler arasından DENEY olayı doğruydu. Üyelerin üzerinde deney uygulamak isteyen kişiler vardı. Bu düşüncenin doğruluğu herkesi çok heyecanlandırdı.
Tabiiki yine terimiz soğumadan Monsteri attılar üzerimize... Monster adeta şok etkisi yarattı. Kaç dakika ağzım açık gezdim hatırlamıyorum izledikten sonra... Ciddi anlamda bir isyan söz konusuydu. Kargaşa, hayatta kalma mücadelesi... Exo bunun için kana kan dişe diş mücadele ediyordu.
Tüylerim diken diken oldu ffkfkl
Teaserın bu kadar karanlık ve gotik olması beni büyüledi.Çünkü daha bir önceki konseptte call me baby diyen exo bu sefer bambaşka bir boyutta call me monster diyordu. İşte buna evrim derim...
Derkeeenn 6 haziranda bireysel V app yayınları başladı. Resmi olarak eve tıkıldığım günler oldu bunlar. Bütün gün canlı yayın takipledim. Twitterdan çıkamadım. Ama sehun'un vivisi, suho'nun exo pastası, Kai'nin derin düşünceleri, xiumin ve chen'in karaokesi....... ay bir nefes alayım şurda....
chanyeol'un özel stüdyosu, Baekin Lolü veee Lay'in minik kahvaltı sohbetiyle sanki onların yanında gibi hissettim. Hayatlarının fanları olarak elbette bir parçasıyız. ama bu sefer her zamankinden daha fazla görüşen arkadaşlar gibi olmuştuk. Tatlıydı. Sevmiştim.
Showcaseyi de izleyip monsteri sağ sağlim ( bilgisayarı yumruklarıp, yastıkları sağa sola attıktan sonra) atlattıktan sonra daha üzerinden 2 saat geçmemişken arka arkaya mvler geldi. Allahımmmm sana geliyorum oldum. OLDUK (!) yani... İlk Lucky One geldi yine... Büyüleyiciydi. Konusu olan kliplerdendi.ve şarkının melodisi kıpır kıpır ve bilindik exo gibi değildi. Bu hoşuma gitti. Klipte en çok sehun'un bakışlarıyla hemşireyi mahvetmesini, Lay'in sedyede bayılmasını (çünkü caniyim) ve Kai'nin hemşire karşısında ışınlanması yerine birden çılgınlarcaa dans etmesini sevdim. Ama bu kısım o kadar komikti ki, özel güçlerine kavuşan üyeler onları hastaneden kaçmak için kulanırken, özel gücü ışınlanma olan Kai birdenbire dans etmeye başlıyordu fjjgkfl daha sonradan öğrendik ki kendisi de neden böyle olduğunu anlayamamış.
Klibin sonunda enteresan olan bir şey daha vardı ki o da overdose logosunun gösterilmesiydi. Bu açıkça bizi overdosedan önceye götürüyordu. Her şey orada başlamıştı zaten ve hala bir çıkış yolu yoktu. Overdoseda bir labirente sıkışıp kalan üyeler daha sonradan Pathcodelarla güçlerini kaybetmeye başlamış, dünyanın dört bir yanına dağılarak birbirlerinden de kopmuşlardı. Bunların hepsi aslında bu comeback için bir zamin hazırlamasıydı. Sonunda başka bir gezegenden dünyamıza düşen exo üyeleri yakalanmış ve bir hastaneye hapsedilmişlerdi. Orada da güçlerini geri kazanıp kaçmak için bir olmuşlardı. Herkesin aklında tek bir soru vardı: Her şeyin başladığı Overdosedaki labirente üyeler nasıl ve neden düşmüştü? Bilinmiyor... Şu saatten sonra postum neredeyse mini kitap halini almışken Monster klibinin güzelliğinden bahsedecek halim kalmadı. O kadar baş döndürücüydü ki, hele sen küçük Byun Baekhyun nasıl bir afete dönüşmüştün öyle... o küpeler, piercingler... Aman tanrım.... Tamam sakinim.
Exo'nun musicbank, mcountdown gibi programlarda canlı performans sergileyip ödül kazandığı bu günlerde ise exo-L mutlu ve gururlu hissediyor. Exo dönünce hayat hiç yavaş akmıyor her gün bir heyecan bir yeni ödül.... Bugün de Inkigayo da monster ile 3.ödülünü kazandı Exo. kendisine karşı yani Lucky one dan daha fazla puan alarak sjdjdk ee ne diyelim Exo ya kendisi bile rakip olamıyorken başka gruplar nasıl olsun. Üzgünüm gerçekler acıdır... offf hep böyle kesin ve ciddi ifadelerle konuşmak istemiştim. Konu exo olunca böyle oluyorum işte.
Neyse roman yazdım vallahi burada ( bir zahmet) kesiyorum. Exo'nun başarılarını, programlarını yazarken daha çok kolum ağrıyacak zaten Yakında yine güzel exolu günlerde görüşmek üzereee..
Dün uzun zamandır saklandığım kabuğumdan çıktım ve insan içine çıktım. Sıcakla yığınla insanın şuursuzluğu birleşince kabus gibiydi ama yine de günümün güzelliğinin önüne geçemedi.
Exo'nun bana kazandırdığı tek iyi şey olan fan arkadaş grubumla pikniğe gittik bugün. Doğanın içinde olmak uzun zamandır ihtiyacım olan bir şeydi. Dağ tepe tırmandık, bir arı masamızda kendi krallığını kurmuştu çünkü. Ağaçların hışırtısı, Kuş sesleri, her türlü doğamsı sesle zaman geçirmek çok iyi geldi. Saçma ve aşırı komik sohbetlerimiz de ayrı güzeldi. Bu ksmı fazla uzatmayıp direk fotobloğu bırakıyorum.....
Sık ağaçların içine bırakın beni, üstüme de bir ay yetecek su ve yiyecek atın.
şehir yaşamını gram özlemem.
Bu görüntü bana sonbaharı hatırlattı. Hüzünlendim ama güneş iki dk bile mutlu olmama izin vermedi.
Vapuru beklerken kendimi havalanındaymışım gibi hissettim. naparsın biz de böyle mutlu oluyoruz işte.
Her şeyden önce öyle susamıştım ki dünyaları içebilirdim.
Çekirdekli muhabbet ortamı ffkfkkf
veeee assolisti sona sakladım. Bu şirin şey biz bir şeyler yerken hoplaya zıplaya yanımıza kadar geldi. O kadar tatlıydı ki anlatamam. Normalde hep ışık hızıyla kaçardı bizden...İlk defa bu kadar yakınımdaydı. xiu xiu diye cırladık. Tanıştığıma memnun oldum sincaps..
Merhabaa! O kadar ödevin içinde boğulurken yaklaşan Halloweena özel bir yazı yazmamak içime dert oldu. (tüm işim bu ) Yılın Christmastan sonra en sevdiğim dönemi olan halloweena hakkettiği değeri vermem gerek. o yüzden tüm yönleriyle birlikte bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Günümüzde bayıla bayıla kutladığımız halloween'in çok da iç acıcı bir hikayesi yok aslında ama yine de ilgi çekici olmayı başarıyor. Samhain diye de adlandırılan halloween 31 ekim yani hasat mevsiminin son gününe denk gelir. Hasat bittikten sonra hasattan memnun olmayan çifçiler bunun sorumlusunun huzur bulamayan ruhlar olduğuna inanırlarmış. Bu ruhların her yıl 31 ekim tarihinde gelip çifçileri lanetlediğine ve onları korkutup kaçıramayanların bu kötülükleden payını alacağına kesin gözüyle bakılırmış.
Çeşitli kostümler giyilip, evleri korkunç bir şekilde dekore etmenin nedeni de bu ruhları kaçırmaktan geliyormuş. Çocukların kapı kapı gezip Şeker mi ceza mı sorusuyla komşularını huzursuz ettiği halloween'in şu an ki haline gelene kadar ki aşamalarını okuduğum da iyice merakım kabarmıştı benim. Okuyacak başka konu bulamayıp bayağı araştırmıştım vakti zamanında..
İçi oyulmuş sinsice gülen balkabakları Halloween'in simgesi haline gelmiştir. Her yıl insanlar balkabaklarının içini boşaltıp mum yerleştirerek evlerine, bahçelerine koyarlar.
Birbirinden güzel Halloween süslemelerine nasıl özeniyorum bilemezsiniz. Amerikada ki gibi yanyana sıralanmış tek katlı evleri süslemek^^ kapımı süsleyeyim desem hiç bir anlam taşımayacak.. Bana lazım olan kocaman bir bahçe... Bir gün hallowenı Türkiye dışında bir yerde fazla çaba sarfetmeden
kutlayacağıma inanıyorum. Evet inanıyorum sadece
Korkunçlu^^
Şimdilik sadece elma ^^ Ben de her sene halloween için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Kendi kendime abuk sabuk makyajlar yapıp halloween konseptli yerlere gitmek gibi.. Bu sene kabak oymak gibi bir fikrim de var ama inşallah sadece fikir olarak kalmaz . yine de sağolsun krispy krime her sene cadılarla madılarla donatıyor etrafımızı da iki mutlu oluyoz. Temalı danıtlarını da ayrı seviyorum.
Benim için halloween; her zaman balkabakları ve anlatılan korku dolu hikayeler demek. ilk bunlar beliriyor zihnimde ne bileyim. Sonra tabiiki soğuk hava, renkli şekerler, ve insanı tanınmaz hale getiren makyajlar. Üstteki resimle de en çok sevdiğim iki şeyin birleşimini görüyorsunuz. Nedenini bilmediğiniz duygularımdan dolayı biraz hüzünlü koydum bunu buraya ama.. Yine de aşırı değerli benim için. şimdilik benden bu kadar ... Önümüzdeki halloweenlarda görüşmek üzere ^^
Merhabaa!!! Bugün sonunda istediklerimi almış rahatlamış bir şekilde yazmaya geldim.. Vitrinlere küçük köpek yavrusu bakışları atan, kitapları biriktirip biriktirip alamayan kız değilim artık ajsjj (Kitap konusunda wish listimde daha o kadar çok kitap varki hiç görmeyin daha iyi) Biraz kırtasiye, kültürel ( yazar burada exo demeye korkuyor) ve giysi alışverişi yaptım.. Böyle big haul gibi düşünmeyin ama ajdjk mini haul benimkisi.. Kredi kartımda derin izler açılmış gibi hissediyorum.. Ama değer.. Genelde de böyle ayrı ayrı zamanlarda farklı şeyler alıp.. onları birleştirmeyi çok seviyorum.. Daha fazla çene yapmayıp fotobloğa geçiyorum..
Bu kültürel içerikli mini haul:) renkli bordürlerim, dergi, stickerlar ve mesaj içerikli kitabım... Kitabın adı bağırıyor oradan beni oku diye.. Neyse ebaydan alışveriş etmeyi ve sonra dört gözle gelmesini beklemeyi çok seviyorum. Air mail olayını hele daha bir çok seviyorum. Dünyanın öteki ucundan gelen ürünler (daha çok kore, çin) sizce de çok güzel değil mi? Bana çok heyecan veriyor.. Bazen sınırı aşıyorum e bayde ama olsun.
Bunları bu gün aldım.. Parlak süsler wreck this journal ve mektuplarım için, siyah nokta bantları da bakımlı görünüyorum havası yaratıyor yalan yok.
Bu arada abur cuburun bile doğalı var.. Artık biraz yediklerimi azaltmaya veya sağlıksızın bile sağlıklısını yeme kararı aldım. Resimde görünen tahıllı çikolatalı bar da doğal içerikliymiş.. Böyle böyle şeyler işte.. Kahveyi azaltamam bir tek heralde:(
Sonbahara girmeden ilk sweatshirtimi indirimden kapmış bulunmaktayım.. tabii ki pull and bear.. Neredeyse sadece oradan giyiniyorum.. Şapka da oradan.. Takım oldular rastgele seçmiştim ama..
Bu da hava biraz soğuyunca giyer çıkarım resmi.. Bu günlük benden bu kadarr.. alışveriş günlüklerinin 2.si olur mu bilmem:) böyle mini hauller bir daha ne zamana kim bilir Hadi ben kaçtım.
Merhabaaa!! Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum son günlerde şaka maka ağustosu yarıladık.. Bu demek oluyor ki o hiç istemediğimiz son kapıya dayandı. Gerçi tatilden de aşırı sıkıldım. Bir taraftan sıcak bir taraftan her güne farklı bir aktivite arayışı... Ama gel gör ki okul başlasın istemiyorum. İşler iyice ciddiye binecek, sorumluluklarım artacak.... NÖÖ düşünmesi bile korkunçlu Ama bir de şu var sonbahar gelip de sweatshirt mevsimi açılınca pek bir mutlu oluyorum.. Yok ama ya yine de hiçbir şey bana okulun açılışını sevdiremez. Gazetecilik 2. sınıf öğrencisi olacağım yaa hıaaaa artık çaylak gözüyle bakmayacaklar kesin.. ÇIK KORKUYORUM. Neyse bu da böyle bir endişe dolu gelecek yazımdı. Şimdi esas mevzuya dönüyorum.. Bir avuç kalan günlerimi nasıl geçirmem gerek? şurda 20 gün bir şey var zaten.. Onları bir foto günlükle listeleyeceğim şimdi..
Geçenlerde yine mektup yazarken yakalandım.. Bu sefer Çin'den bir mektup arkadaşı buldum.. Ceyda'nınkini (as morcivertşapkalı) de tamamladım da onun mektubunu burada paylaşmayacağım görebilitesi fazla çünkü süprizi kaçmasın. Göndericem işte bu hafta evden çıkabilirsem
Bensu'nun yürüyüş günlükleri.. Ay ne de yürürüm yaa. evden çıkarım biraz hava alayım diye en fazla markete kadarahdjjf.. Beni modaya, caddeye yürüten arkadaşlarım da yok değil.. Yürümek için uygun bir mevsim bulamıyorum. Ya çok sıcakta yürütmeye çalışıyorlar ya da çok soğuk.. şimdi ben ne yapayım. Yine de en uygun yürüyüş saati akşam 8 ile 10 arası mümkünse sahil olsun.. Denize baka baka (istekler bitmez)
Tabii ki wreck this journal.. Daha eğlenceli bir uğraş göremiyorum. Yolda, arkadaşını beklerken, Bir şeyler yerken, canın sıkıldıığında alırsın eline istediğini çizersin, yazarsın. Adamlar her şeyi düşünmüş. Tabii bize de biraz hayalgücü katmak kalıyor.
Müthiş sahil havası.. Yaza dair tek bunu özleyeceğim.. Ilık rüzgarını..
Geçen yasemin almıştı bunu.. Hayatıma biraz ekşın gelsin dedi. Kendi maceranı kendin yaratmalık bir kitap Ben de biraz okuyayım dedim başıma gelmeyen şey kalmadı. Bir tane mi iyi şey olmaz insanın hayatında. Ekşınmış.... almayayım ben
God bless badem sütü.. Normal sütten ne farkı var şimdi bunun? Üstüne artısı var mis kokuyo, üzerinde kaymak birikmiyo ıyy nefret ederim zaten sütten.. Bu badem sütü cennet gibi geldi. Dizi izlerken hem de... kabuklu çiğ bademin kabuklarını çıkarıp,suya koyup mikserden geçirin ımmm ben süzmediğim için dibinde birikti ama tadı mütişti.. (Tarifler.comda oldum) Bir de aynı gün üst resimde gördüğünüz renkli bordürlerim gelmişti.. Çok sevindim kıhkıh. Ne mektuplar süslerim ben onlarla, defterler, duvarlar