günlükleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlükleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2015 Çarşamba

STAJ GÜNLÜKLERİM -3

İlk iki haftanın aksine bu hafta en bir şey yapmadan geçen haftaydı sanırsam.. derginin son ve ilk günlerine denk geldiği için bu hafta  stajyerleri bırak muhabirler bile çok fazla meşgul değildi. Benlik bir şey var mı? dediğimde bizlik de bir şey yok şu an diyorlardı düşünün. Fakaaatttt bir şey yapmadım dediysem de boş boş oturma kavramından nefret ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Bir sürü şey yaptım. Korece çalışmaya tekrar başladım öncelikle, ilgi alanlarımla ilgili (sanatçılar, gruplar vs olsun) biriktirdiğim ingilizce metinleri çevirdim.  Korecede de  alfabeyi 2 gün içinde hepsini tanıyabilecek kıvama geldim. Ardından fiillere ve zaman çekimlerine başladım ama bu pek yürümedi. Çünkü ilkönce kelime ezberlemem gerek fjfjf
Birikmiş programlarımı ve filmlerimi izledim. Bu hafta hzlı geçti gibi geldi zaten kendine yapacak iş bulmaya çalışırsan zaman hızlı geçiyor. Önemli olan boş durmamak. Sıkılmak  çok fena şey. Sıkılınca 1 dk oluyor sana 1 saat...

3 hafta içinde gözlemlerimden anladım ki iş yaşamına dair en önemli şey sabah kahvesi.. ister sev ister sevme uyanmak ve enerini kazanmak için muhtaç olduğun tek şey kahve.. Asansörler kahvesini almış yarı uyanık insanlarla dolu oluyor her sabah bazen de kulağıma şöyle konuşmalar geliyor
''sabah kahveleri alınmış yoğun tempoya hazırız o zaman''...
korece başlangıç çalışmalarımdan bir kare... Harflerden başlayıp kelimelere doğru ilerliyorum.
Her sabah masanda farklı dergilerin yeni sayılarını bulmak güzel birşeydi tabiiki çoğu zaman ben de araştırmaya çıkıyordum nerde ne var yeni dergi gelmiş mi diye falan güzel oluyordu...
Dergideki masamı hem çalışabilecek hem tüm eşyalarımı sığdırabilecek hem de her türlü fotoğraf ortamını oluşturabilecek bir nesne olarak görüyorsam demekki böyle kareler çıkıyor... Tüm eşyalarımı ortaya yayarak her şeyi aynı anda yapıp bir türlü kitabımı okuyamamıştım. Kitap, müzik, bilgisayar telefona aynı anda bakmaya çalışıyordum.. Sonuç bitkinlik...
Tamam buraya kadar... Bu yazı staj günlüğümden kahve günlüğüme dönüşmeden gidiyorum. Ama bu arada yine zilyonuncu kez farkettim ki, herr fotoğrafımın ana kahramanı kahve allah kahretmesinki.. Ya da benim en beğenerek çektiğim fotoğraflar böyle..
Neyse amacımdan saptığımın farkındayım. Haftaya son staj günlükleri yazım daha bol gözlemli olacak.. Takipte kalın....

26 Haziran 2015 Cuma

STAJ GÜNLÜKLERİ -1

Merhabaaa.. O merakla beklediğim nasıl olacak acaba dediğim istanbul life dergisindeki  stajım sonunda başladı. İlk haftaki gözlemlerimi ,yaşadıklarımı yazıya dökmek istedim hemen.. Beklediğim gibi ürkünçlü bişey de çıkmadı ayrıca djffk işte bunlar hep bilmemenin verdiği kuruntular...
Dergi daha güzel daha rahat bir ortam... Sohbet ortamı farklı, havası farklı.. Herkes birbiriyle iç içe çalışıyor.. gizli saklı yok. Kapalı kapılar yok.  Tabiiki sıkıntıları da var çünkü belli bir süre içinde yetiştirmen gereken sayfalar var, ama gazete ya da bir kanal gibi her şeyi bir günde yapma zorunluluğun yok. Daha geniş bir süre zarfında yapıyorsun işlerini.. ve bu da dergiciliği sevmem için önemli sebeplerden.. Ben kısıtlı bir zamanda kilitlenip kalanlardanım çünkü. Yaratıcılığım ölüyor adeta şunu şunu şunu aynı gün içinde yapacaksın denilince..

İlk gün biraz korktum. Çünkü hiçbir şey yapmadım. Sıkılmaktan yorgun düştüm. Dedim böyle mi olacak hep? öyle olmadı tabii ki.. azar azar geldi işler.. Hayret bir şey ki ağlamaklı bir surat ifadesiyle yapılacak iş var mı diyorum artık.. onların çok fazla işi var ama yaptıkları işe çok hakim oldukları için hızlıca yapıyorlar ben de olsam hemencecik yardım almadan bitirmek isterim. Hani şöyle bir durum (kendi bakış açımdan söylüyorum) başkasına anlatıp vakit kaybedeceğime kendim bitiririm daha iyi.. Demekki ben biraz mesleğimde yol alsam gelen stajyerlerle hiç ilgilenmicem fjfjfkkfkf
Orada yaşadığım her şeye bir deneyim olarak bakıyorum. Ortamı solumak bile bir artı neyin nerde olduğu, işlerin nasıl yürüdüğü, kimin hangi durumda  kimle iletişime geçtiği falan... Memnunum yani.. çümkü bir şey yapmadığım zamanlarda  bile pat gözlem gücüm devreye girip her şeyi belleğe atıyor..
İlk zamanlarda bir çok farklı yere telefon açıp bilgi alarak başladığım işler yavaş yavaş daha çok yazı yazmama doğru ilerliyor. Bir iş vermedikleri zaman oyalanacak bir şeyler bulmam da zor olmuyor.. kendi kendime çeviri yapıyorum. Blogum için taslak yazılar hazırlıyorum falan
Unutkanlığım artık beni aştığı için her gün küçük bir not düşüyorum deftere.. bugün bunu yaptım gibi mesela...

Staj 5.gün

'' Hiçbir şey yapmıyorum. Yapıyorum belki ama az geliyor, bir yerlere telefon ediyorum sadece ve telefon olayı hahahahaah çok sevdiğim bir şey değil, Ama daha başındayım. Renkli bir ortam fakat hareketli değil, yine de hayallerimi suya düşürmemeliyim. Unutma ki, en alttan başlamazsan en üste hiçbir zaman ulaşamazsın.''

Bu tür şeyler yazmışım deftere o an nasıl bir ruh halindeysem artık... Bir anım bir anıma uymuyor...
Bir tek sabahları olan vapur yolculuğum güne mutlu başlamamı sağlıyor. 20 dakika bile olsa insanın kendine güzel bir şey armağan etmesi gerek.  Resmen bir haftada küçük bir pollyanna ya dönüşmüşüm de haberim yok.

İşte böyle benim ilk haftamdan aktarabileceklerim bu kadar.. gerisini benden daha çok şey anlatabilecek olan fotoğraflara bırakıyorum.