29 Mart 2015 Pazar

Dereotlu Peynirli Anne Poğaçası

Merhaba; bu gün size bu tarifle beraber lezzet sırrımı da açıklıyorum; mutfağa aşık olan yemeyi de yedirmeyi de çok seven her mutfak sevdalısının sırları vardır, öyle değil mi? Kimileri sırını kendine saklar kimileri de paylaşır, ben paylaşanlardanım :)
Hazır mısınız? #benimlezzetsırrım Teremyağ Gurme Kaymaklı. Teremyağ Gurme Kaymaklı’nın sırrı lezzetinde saklı. Bu sır nereden mi geliyor? Meraklı sesleri duyar gibiyim. Mutfakların hamarat hanımları yemeklerinin lezzetine lezzet katmak için yağ ile birlikte kaymak kullanırmış. Bu sır şimdi Teremyağ Gurme Kaymaklı ile kıskanılacak lezzetler yaratmak için tüm hanımların mutfaklarında:)
Tadanlara daha yok mu dedirtecek, tarifi çok ama çok merak edilecek bir tarif paylaşıyorum. Sizlerle bugün. Tabi sırrı Teremyağ Gurme Kaymaklı’da ;)
Sizde Teremyağ Gurme Kaymaklı ile harika lezzetler denemek istiyorsanız benim sık sık ziyaret ettiğim  Facebook sayfasından ayrıca  iyi yemeğin sırrı adlı web adresinden nefis lezzetlere ve harika tariflere ulaşabilirsiniz, ayrıca Instagram'dan da takip edebilirsiniz.
Gelelim tadına doyulmayan Dereotlu Peynirli Anne Poğaçası tarifine,
Dereotlu Peynirli Anne Poğaçası İçin Gerekli Malzemeler
•    6 yemek kaşığı (200gram) Teremyağ Gurme Kaymaklı
•    2 adet yumurta (bir yumurtanın sarısı üzerine sürmek için ayırın)
•    1 çay bardağı yoğurt (100 gram)
•    1 adet kabartma tozu
•    2 yemek kaşığı sirke
•    1 çay kaşığı tuz
•    5 su bardağı un (600 gram)
•    Yarım demet dereotu incecik doğranmış olmalı
•    İçi için 200 gram beyaz peynir
•    Üzeri için çörek otu
Dereotlu Peynirli Anne Poğaçası Tarifi
Dereotlu Peynirli Anne Poğaçası Nasıl Yapılır?
    Teremyağ Gurme Kaymaklı’yı hamur yoğurma kabına alalım üzerine sırasıyla 1 yumurtanın sarısı, 2 yumurtanın beyazını koyalım. Ayrıca üzerine ince doğradığımız dereotu ve tuzu ekleyelim.
•    Başka bir kaseye un ve kabartma tozunu eleyerek unun havalanmasını sağlayalım. un ve kabartma tozu karışımına Teremyağ  Gurme Kaymaklı ile diğer malzemeleri ekleyip kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edelim. Yoğurulan hamuru 15 dakika boyunca dolapta dinlendirelim.
•    Hamuru dinlendirdikten sonra istediğimiz büyüklükte parçalar koparıp hamuru avucumuzun büyüklüğünde açalım, ortasına beyaz peyniri koyup uçlarını ortada birleştirelim. Pişirme kağıdı serdiğimiz tepsiye ek yerleri alta gelecek şekilde yuvarlayarak yerleştirelim.
•    Üzerine yumurta sarısını fırça yardımıyla sürerek çörek otu serpelim 190 dereceye ayarlanmış önceden ısıtılmış fırında üzerleri kızarana kadar pişirelim.
Afiyet Olsun..
Bu içerik http://www.seviminaskanasi.com/ tarafından hazırlanmıştır.



Bir boomads advertorial içeriğidir.

14 Mart 2015 Cumartesi

DOSYA YAZILARI 2 // JAPONYA'YA DAİR.-1

Merhabalar yeniden... Sizlere bugünkü yazımda ilgi alanlarımdan biri olan Japonya'yı ve onlara özgü bir takım ilginçliklerden bahsedeceğim. Bildiğimiz gibi japonlar tuhaf insanlar ''tuhaf'' diyorum çünkü gerçekten diğer uluslardan, medeniyetlerden farklılar... Ne kadar zorluk yaşarlarsa yaşasınlar küllerinden yeniden doğan bir millet onlar, teknoloji olsun, sanat dünyası olsun Japonların dünyasıyla ilgilenen herkesin ''japon elinden çıkma'' diye tabir ettiği her değişik şeyin baş mimarı kendileri... Tokyo'nun defalarca yerle bir olup tekrar yapılandırıldığını ilk duyduğumda nasıl olabilir? demiştim. Denizin üzerine bile yapay şehir inşa eden bu güzel insanlar gerçekten efsanevi şeylere imza atıyorlar. Her gün hayallerimi süsleyen mega şehir kendini yapılandırmaya, değiştirmeye devam ediyor. Dediğim gibi eğer bir işin içinde onlar varsa sıradanı unutun ve kendinizi bu büyülü dünyanın kollarına bırakın.
 Nelerden bahsedeceğime gelirsek... Japonya'da küçük bir tura çıkacağız beraber, değişik tarihi yerlerini, kültürlerini, öne çıkan popüler eserlerini, ve daha bir çok bize kazandırdığı şeyi inceleyeceğiz. Hayatımızda Japon icadı tek bir şeyin olmadığını düşünemiyorum. Dünyanın yarısı yokmuş gibi sanki.. O zaman ilk olarak müzikleriyle, karakterleriyle hayatımıza giren büyük gözlü, sevimli çizgi filmler(!)  ''Animelerle'' başlayalım.


JAPONLARIN ANİME DÜNYASI: İlk hangi animeyi izlediniz? Ya da çocukken adının çizgi film olduğunu sanıp ama sonradan büyük bir dünyaya ait olduğunu öğrendiğimiz hangi yapım ilginizi çekti? Kendimden söylemem gerekirse ilk animem Pokemondu. Ne severdim ama.. Hayat dururdu adeta. Bir çocuk sokakta oynadığı oyunu bırakıp eve sadece bir şey izlemek için giriyorsa onu gerçekten seviyor demektir. Böyle gelişmişti benim de anime dünyasıyla tanışmam.. Tabii o zaman farkında değildim. Bu öyle bir çılgınlık ki öyle bir kaç paragrafa sığacağını düşünmüyorum. Anime artık Japonların dünyaya kazandırdığı ortak kültür gibi bir şey. Çünkü sanalda kalmayıp çeşitli ticari olanaklarla gerçek hayata taşınmış durumda.. Tüm hayatını izlediği animelerdeki karakterlere benzemeye adayan ve bundan para kazanan ''cosplayer'' mesleğinin kökeni de anime, ve tüm bu ticaret ağının animasyon serileriyle varolmuş olması efsane bir olay... Çizimlerinden, sonradan çok sevilipte live action'a döndürülen animelere kadar (film versiyonları) bir çok çeşit bu dünyanın içinde sizi bekliyor. En sevdiklerimden bir kaç tane bırakacağım buraya.. Çeşitli kategoriler içinde benim en sevdiğim çeşit shoujo animeleri ... yani bildiğimiz aşk hikayeleri çoğunlukla bir lisede geçen olaylar ve  mutlu sona ulaşılan bu animelerden tavsiye ettiklerim: Kimi ni Todoke, Ao Haru Ride, Oakami shoujo to kuro ouji, ısshuukan friends..

İLGİNÇ YERLER: Japonlar geniş hayal dünyalarından çıkan her şeyi somutlaştırmaya adamışlar kendilerini.. bugüne kadar yazılan, çizilen animeye dönüştürülen, Japonya ile özdeşleşmiş her şeyin sokaklarda izine rastlamak mümkün. Gezilecek, gidip görülecek her mekanında kawaii *sevimli* bir şeyler bulabilirsiniz.  Bu yerlerden ilki tasarımıyla ve içindeki yiyeceklerin görünüşleriyle insanları kendine hayran bırakan Pikachu cafe. Pokemon'un en sevilen karakteri olan Pikachu Japonya da Rappongi Hillsde yer alan bu şirin mekanda sevenlerine güzel anlar ve değişik yiyecekler vaat ediyor.

                                                                   cr:o1h1. com

Hello Kitty Cafe: Pembe tokalı, büyük kafalı, sirin mi şirin bu kedicik sembolü tabiiki Japonya'nın en popüler simgelerinden biri.. Hemen hemen her türlü ürününe rastlayabileceğiniz Hello kitty alanını genişleterek Japonya'da bir dünya yaratmış durumda, neredeyse her köşe başında rastlayabileceğiniz kafelerinden tutun da müzesine kadar her şeyi mevcut.

cr:asiapasificarts
                                                                           cr:mariknits

Cat Cafe 
                                                                      cr:geishables
                                                                          cr:tokiotourscat

ALIŞVERİŞ CENNETİ TOKYO: Tokyo gibi mega mega bir şehirden bahsediyorsak eğer işin içine alışverişi katmamak olmaz tabiiki, teknoloji ülkesi Japonya'nın en uygun, iyi teknoloji markalarının, dükkanlarının olduğu bu şehirde atıyor alışverişin kalbi.. Meraklısı, meraksızı Tokyo'nun cıvıl cıvıl sokaklarında gezerken, 1 yencilerden tutunda (bizdeki 1 milyoncu hesabı) buram buram koleksiyon kokan yerlere, mangalara, kırtasiye ürünlerine bakmadan edemiyor. Benim burada basedeceğim asıl şey her koleksiyonerin bayılacağı Animenin ve manganın esas yeri: Akihabara..

cr:jpamills.wordpress
cr:808.dk
cr:
                                                                                cr:temporarilylast

Akihabara dediğimiz yer irili ufaklı dükkanların bulunduğu dokuz katlı bir yapı. İçinde her türlü çeşitte anime  figürleri, mangaları ve eşyaları bulunmakta.. Sevenine adeta bir cennete düşmüş hissi uyandıran bu yer o kadar geniş ki bir günde gezmeyi bırakın bir hafta gezseniz bile bitiremeyeceğiniz büyüklükteymiş

Bu yazımı da 2. bir japonya'ya dair yazımda görüşmek üzere diyip noktalıyorum..  Herkese iyi haftasonları..

Kaynaklar: Geek yapar
                  Yeppudaa
                  Japan-fans


10 Mart 2015 Salı

EN BÜYÜK SORUNSAL: OKULDAYIM NE YİYECEĞİM?

Merhaba... Bugün diğer yazılarımdan daha farklı bir konuyu ele alacağım. Sabah evden kahvaltı yapmadan çıktığında öğleye kadar seni kemirip duran o açlık hissi....Böyle durumlarda midende bir boşluk hissedersin değil mi? o boşluk sürekli kendi kendini kazır... Etrafa hoş  olmayan sesler yayılır. ve sen dersten çıktığında beynin bulanmış, ağzında sadece tek bir cümleyle kalakalırsın. ''çok acıktım ne yiyeceğim''
Kendimden örnek vermem gerekirse bazı öğünleri gerçekten bilinçsizce geçiştiriyorum. Şimdi  çubuk kraker atıştırayım da öğleye kadar beni idare etsin diyorum ama bu tam anlamıyla bir çözüm getirmiyor.
Kaynak aldığım ingilizce bir makaleye de dayanarak ve kendi listemi de ekleyerek, sağlıksız besinlerin üzerine bir çizgi çekiyorum. Küçük ama sağlıklı atıştımalıklar hayatımızı kurtarabilir.

En sağlıklı ara öğün: Yeşil elma: Büyük bir yeşil elma tüm  o şiddetli açlığın çözümü olabilir. Elmayı  her ısırışta çalışan kasların dikkatini yerine getirecek ve içindeki kasırgayı bir süreliğine bastıracaktır. Açken dersleri dinleyememek en kötüsü olsa gerek. O yüzden ders aralarında mutlaka bir elma tüketilmeli

Kuru erik, kuru kayısı, ceviz, fındık: Kurutulmuş meyve ve kavrulmamış yemişler her zaman iyi bir atıştırmalıktır. Hem tok tutar hem sağlıklı. Yanında süt ve ya yoğurt ile iyi uyum sağlayabilir.
Y/N: Süt ve yoğurt sevmiyorsanız. Badem veya Hindistan cevizi sütü ile deneyebilirsiniz. Fazla ekstrem belki ama gerçekten arada bir ziyafet gerekli:)
Kaynak: Ekizler kuruyemiş
Cr:Mywholefoodworld



Granola değil tahıl ürünleri: Granola yulaf, buğday ve diğer tahıllardan daha lezzetli olabilir (içinde bulundurduğu yüksek şeker ve yağ oranından dolayı) ama kesinlikle masum bir atıştırmalık değil. İçindeki şeker ancak daha çok acıkmaya sebep olur. Ama çeşitli tahıl karışımlarıyla müsli dediğimiz yiyecekler yukarıda belirttiğim bir çok besini de içinde barındıran sağlıklı bir atıştırmalık çeşididir.
Y/N: Müsliyi bile hindistan cevizi sütüyle tüketiyorum. Tanrı beni kutsasın

cr:Bloggemet


Krepin yerini Pancake aldı: Beyaz un kullanımının zararları anlatılmakla bitmeyecek derecede fazla. Ani açlık hissi uyandırdığı için sık sık yemek yeme ihtiyacı doğurur. Bu da gidici olmayan kiloların bize gelişi demektir. Size kolay ve sağlıklı bir pancake tarifi vereceğim. Tam buğday unu, şekeri oldukça az , süt, yumurta,kabartma tozu ve  kakaodan oluşan  basit bir karışım. Son günlerde ders aralarında ne zaman acıksam bundan bir tane yiyiyorum ve öğleye daha  az acıkmayla varıyorum.
Y/N: Pancake de zaten peynir, zeytin kadar gerekli değil mi?

Almond Milk cr:Teatimeinwonderland.

 Bonus Tarif: Bütün ceviz kaplamalı çikolata, Çikolatamızın %80 kakao(bitter) oranına sahip olması şartıyla masum çikolata atıştırmalıklarından yiyebiliriz. Nasıl yapıldığına gelirsek; Benmari usülüyle erittiğimiz çikolatayı yarım cevizlerin üzerini kaplayarak şekilde döküyoruz.  Buzdolabında donduktan sonra üzerine kakao tozu serpiyoruz (burada afiyet olsun efekti gerekli sanırım)

Yazarın son notu: Oldukça ciddi  bir ifadeyle yazdığım bu yazıdakileri genişletmenizi umarak noktalıyorum. Hiç bu kadar ciddi olmamıştım. Diyetisyen falan değilim. Gidiyorum.
Kendinize iyi bakın.




Bütün cevizli çikolata atıştırmalığı..


















3 Mart 2015 Salı

NE VAR NE YOK: KADIKÖY TURU VE FAZLASI

Merhaba diyeceğim ama hiç iyi değilim dostlar... Bu aralar dört bir yanımı endişe, sıkıntı, ve ödevler sarmış durumda... Üstelik bir de dişimin kanal tedavisi. Bir şeyler yiyorum ama ne yediğimden anlıyorum ne tat alabiliyorum. Zaten olmayan mutluluğumdan bir de yemek zevkimi alırsanız geriye ne kalır ki? ACI.
Neyse geçen haftanın berbatlığından sıyrılıp bu haftaya güzel bir başlangıç yapayım dedim. Ne bileyim biraz pozitif düşünce, yeni şarkılar, yeni uğraşlar ve projeler biraz daha hareketlendirebilir beni. Her zamanki gibi sadece düşünüyorum hiçbir şey yapmaya halim yok. Kalk ve harekete geç diyorum kendime defalarca.. Bunu söyledikten sonra tek yaptığım okula giderken başka bir yolu kullanıp biraz daha fazla yürümek oluyor.
Bence benim biraz değişikliğe ihtiyacım var. (hiçbir şey değişmedi) mekan değişikliği gibi mesela? O yüzden erasmus fikrinden vazgeçmeyeceğim.
Birkaç ağrılı sızılı günden sonra nihayet kendimi toplayabildim. İşlerimi, projelerimi yapmaya koyuldum. Geçen arkadaşıma gittiğim gün yine bir Harry Potter krizimiz patlak verdi. Başka bir şey olsa asla kaldıramayacağınız biz,  sadece bunun için kadıköy yollarına koyulduk. Ezgi'ye zaten harry desen hemen çığlık atmaya başlıyor. Neyse bunları burada söylememden hoşlanmaz adjfkgkglg
Şimdi bana çok uzun gelen yazımdan fotoblog'a geçiş yapıyorum;

Gerekli şeyler ikinci evim gibi..Bir girdim mi mangaların, ansiklopedilerin, türlü türlü koleksiyon eşyasının arasına kolay kolay çıkamıyorum. Ve öyle güzel nadide parçalar bulunuyor ki fotoda elimde gördüğünüz Potter'ın büyülü dünyasına ait ansiklopedi gibi... Asalar, atkılar.. Mangaların hepsine sahip olabilsem keşke ah ah..
Bu da bizim Hedwigimiz işte. Taa nerelerden gelmiş. Buraya kuruluvermiş. Küçük Hedwigimizin yapmayı en sevdiği şey moda dergileri okumak fkdfkf
İyi saçmaladım. Bu baykuş minyatürü Nezih kitabevinde gördük. İçimiz gitti.
Hayatımın en güzel Bambili defterini buldum. Ama kader bizi ayırdı. Gerçekten o an yanıma nakit almadığım için sağa sola tekmeler fırlatmak istedim. Bu arada ben defterlere çok zor şartlar altında baktım. Çünkü girdiğim nezihte ''Kaderimin yazıldığı gün'' adlı dizinin çekimleri yapılıyordu. Hani Muhteşem Yüzyılda Şehzade Mehmet vardı ya onun yeni dizisi.. Ay nasıl anlatacağımı şaşırdım..Farketmeden çekimin ortasına atlamışım. Pardon diye diye uzaklaştım. Onlar yüzünden defterlere iyi bakamadım kızgınım.
Dişinden dolayı katı yiyecekler tüketemeyen Bensu'nun dramı bu arada Taylor'un neredeyse eskiyen albümü 1989'u aldım. Dinledim Speak Now'dan daha güzel ama bir RED değil. O benim için hep en iyisi olarak kalacak. 
Tabiiki ne kadar acı çeksem de o kahve içilecek. Klasik kural..
Tükenmişlik sendromuna yakalanmamın sonu... 150 sayfanın raporunu yazarken bu hale geldim. Neyse bu haftayı da atlatalım. vizeye kadar kendime düzen vericem bir şekilde ama canım sürekli yeni yerlere gitmek kitap, okumak,fanfic okumaktan başka bir şey istemiyor.. burayı da iyice yakınma defterine çevirdim. Neyse buraları geçiniz. Fazla depresyon içerir.





21 Şubat 2015 Cumartesi

BEYAZ BÜYÜ:KAR


Karı severim. Ama ilk yağdığında her yeri beyaz bir örtü gibi kapladığında... Küçükken ne sevinirdik karın tuttuğunu görünce.. Çünkü çok nadir olurdu. Ben küçükken en fazla 3-4 kere karın tuttuğunu hatırlıyorum. Bir şey olurdu mutlaka, yağmur kara izin vermez hemen arkasından yağardı ya da güneş rahat bırakmaz ısıtıverirdi her yeri... Her neyse şimdi maşşallah her kış bayağı bir kar yağıp her yeri bembeyaz yapıyor. Bunlar hep benim çocukluğuma inat biliyorum. Ne çektiyse 94lüler çekti zaten ajdkddk
Çocukluk anılarıma girmek istedim. Böyle yazınca bir mutluluk doluyor içime... yahu senin yaşın kaç daha diyorum ama içimde hiç susmayan sürekli anılarını anlatan bir büyükanne var heralde.. Geçmişi hatırlayınca gözleri doluyor falan neyse..
Biz eskiden şöyle 2002-2003'e götürüyorum sizi. Mahallede kar yağınca o gün bayram var demekti. Bütün çocuklar dışarı çıkıp oynamaya başlardı. Ben ağırdan alırdım. Korkarmıydım artık kafama gözüme kartopu gelecek diye bilmiyorum ama bir kaç arkadaşım vardı onlar çıkınca çıkardım hep dışarı.. O yaşta bile kalabalık not my style...
Kardan adam yapmıştık bir kere havuçtan burnu, üzümden gözleri... Eridi mi diye pencereden kontrol edip edip dururdum. Bir de bir arkadaşım o zamanlar bana kar yediğini söylemişti. Karı krema zannetmiştim adkkdk Pokemondan mı etkilenmiş ne? orada da öyle bir bölüm vardı.
Şimdi de böyle şeyler var tabiiki, görüyorum. Ama çocuk ruhumu muhafaza etmeme rağmen aynı sıcaklığı hissedemiyorum.. İçim ölmüş gibi ''Bozmayın karları be'' diyorum oynamaya çıkan çocuklara
Her şey çok değişti...
Şimdi gelelim şu anki halimize; kar yağdığından ve benim okulum da en dağlık yerlerden birinde olduğu için 3 gündür tatildeyim. Bunun mutluluğu içinde kara teşekkür ederken anılarım geldi aklıma ve yazayım dedim. Bugün okul vardı fakat gitmedim. Pişman değilim. Çünkü burada bile her yer buz pistine dönmüş. Patenlerimi takıp mı okula gideyim yani ne yapayım. Otur evinde dedim kendime.. Çay iç, kitap oku, gelecekteki ödevlerini düşünüp biraz endişelen...
Hayat zor. Biraz durup sana verdiklerinin tadını çıkarman gerek. Niye yine böyle karamsara bağladıysam..
Neyse birazda karlı hava foto-blog yapayım. İşte 2015'in karlarından kareler...

                                                                       Yeditepede kar

Kartopu savaşı yapan arkadaşlarım...
her kar yağdığında klasik poz..
                                  ve tabii ki kar yağarken kahve almaya gitmek adlı fotoğrafım
                                          Okulda kardan donan bu köpeciği ringe bindirmiştik...

ee o zaman bir dahaki kar tatilinde görüşürüzz..

18 Şubat 2015 Çarşamba

DOSYA YAZILARI -1 UZAKDOĞU MUTFAĞI



Merhabaa bugün  diğer yazılarımdan farklı biçimde ilerleyeceğim  bir yazım ile  geri döndüm. Bundan sonra bu tür ''dosya yazıları'' dediğim daha çok araşırmaya dayalı konularla ilgili olacak yazılarım. Bunun benim ve aday olduğum mesleğim için çok yararlı olacağını düşünüyorum. Neyse  yine bana ve zevklerime uzak olmayan bir konu seçtim. Bu yazımda dünya mutfaklarından en sevdiğim mutfak olan  uzakdoğu mutfağı hakkında bir yazı yazacağım..
 Uzakdoğu mutfağı baharatı ve acısı bol , birbiri ile zıt lezzetlerin bir arada bambaşka lezzetler kazandığı (tatlıyla tuzlunun, bal ile etlerin harmanlandığı) her yönden orjinal bulduğum bir mutfak benim için. Zaten yeni lezzetler denemeye her zaman açık olduğum  ve acının içine girdiği her şeyi rahatlikla yiyebildiğim için kendimi en yakın hissettiğim mutfaklardan biri.
Uzakdoğu mutfağı diyip diyip duruyorum ama kendi içinde de kapsadığı ülkelerin bölgelerine göre elbet farklılık gösteriyor. Ben de  buna  göre yazıp incelemeye alacağım.

JAPON MUTFAĞI
Tüm uzakdoğu mutfaklarında da  bilindiği üzere Japon mutfağında da bizim yemeklerin yanında olmadan yapamadığımız ekmek yaygın değildir. Onlar her yemeğin yanında ekmeğin yerini alan pilavlarından yerler. Buradaki pilav daha çok, az ya da çok haşlanmış pirinç kıvamındadır. Yani bu da bizim pilav dediğimiz şeye pek benzemez. Ayrıca japonların bir de yine pilavgillerden ''onigiri'' dedikleri bir yemekleri vardır. Bu onigiri pilava üçgen şekli vererek içine ton balığı veya et konularak hazırlanır. Nori'ye (yaprak yosun) sarılarak servis edilir. Hiç tatmadım bilmiyorum. Ayrıca bu haşlanmış pirinç pilavının  acı sosla ve soya sosuyla çok yakıştığını söyleyebilirim.

                             Onigiri- Chef Pandita  Linkine tıklayarak ayrıntılara ulaşabilirsiniz.

Japonya'nın en bilinen yemeklerinin başında Suşhi geliyor fakat o Suşhinin bile o kadar farklı çeşidi var ki aklınız durur. Bu çeşitlerine girersem hiç çıkamam diye sadece önemli bir farkı açıklamak istiyorum. Genel bilinenin aksine suşhi dediğimiz şey sadece çiğ balikla yapılmaz. Çiğ baliklı versiyonlarının yanında (özel bir sirkeli pirinçle karıştırılan), sebzeli vs. çeşitleri de vardır. Çiğ balık denince aklımıza Sashimi'nin gelmesi gerekir. Bu Sashimi dediğimiz şey dilimlenmiş çiğ balıktır. İkiside benzer soslarla servis edilirler.  wasabi, soya sosu vs
Japon mutfağının önemli sosları; Wasabi, soya ve Teriyaki (şeker, soya ve sake kaynatılılarak elde edilir.)
Makarna ve erişte yemeklerine geçersek; Bunların başında animelerden bildiğimiz üzere Ramen gelir. yani ''erişte çorbası''  İçinde çeşitli baharatlar, ve sebzeler barındıran bu çorba gerçekten kış aylarının vazgeçilmezidir. Hatta daha sonra bahsedeceğim kore mutfağında da tipik bir öğrenci- aile yemeği sayılır. Biz de  makarna nasılsa onlarda da öyle yani.
Ayrıntılar için--->  Japan fans


Udon (kalın makarna), soba ve somen de diğer makarna- erişte grubunda yer alır.
Ve unutmadan Japon kültürünün milli içkisi Sake  Pirinçten elde edilir ve hafif bir tadı vardır. Tadı rakı ve tatlı şaraba da benzetilir. Son olarak uzakdoğu kültüründe önemli bir yeri olan Çay seremonisi de Japonya çıkışlıdır.

   
ÇİN MUTFAĞI
Çin mutfağı diğer uzakdoğu mutfaklarına oranla belirgin farklar gösterir. Kendi içinde bile bölgelere göre değişen yemekleri vardır. Ama yine de  ortak özellikleri bakımında bu mutfağı ele alırsak, sebze ağırlıklı yemeklerin oluşu, wok adı verilen çukur tavaların kullanılması ve yemek çubukları Çin mutfağının vazgeçilmez özelliklerindendir. Bu mutfağın kendine has malzemeleri vardır. Tofu, soya filizi ,soya sosu, soya sütü bunlardan bazılarıdır. Pilav yine burada da baş doyurucu besindir. Çin mutfağı sebze ağırlıklı olmasına rağmen Pekin ördeği Çin Halk Cumhuriyeti'nin milli yemeği olarak kabul edilir. Kızarmış pilavı, acılı ekşili tavuk yemekleri de vardır. Kahvaltıları ise  bizim kahvaltılarımıza hiç benzemez. Normal yemeklerden oluşur. Mayalı ekmekler kahvaltılarda yerini alır.  Makarna ve erişte türleri de bahsettiğim diğer uzakdoğu mutfaklarıyla paralel özellik gösterir. Buraya Çinlilerin yemek kültürü ile ilgili bilinen genel yanlışları düzeltme amaçlı bir yazı bırakıyorum. Ayrıca şunu da söylemezsem olmaz. Lütfen çinliler böcek yiyiyor ıyy mıyy şeklinde şeyler söylemekten kaçının. Çünkü bu hiç bir şey bilmediğinizi gösteriyor.
 Çinlilerde yemek kültürü
 Çinlerin çayları da oldukça meşhur. ve milli içkisi Baijudur.
Çin sokaklarında satılan yiyecekler
       
Çin mutfağının çok geniş alana yayıldığını çeşitliliğinden bahsetmiştim. Bu da onlarla ilgili bir yazı. Bu siteleri içlerindeki bilgiyi olduğu gibi çıkartmak istemediğim için veriyorum.
Çin mutfağının tarihçesi ve çeşitliliği
Benim tatmak istediğim tatlılarından biri dondurma kızartması. Gerçekten merak ediyorum.




                               
                                                      Buharda haşlanmış Çin mantısı.
                                                          Cr: Followmefoodie

 -KORE MUTFAĞI-
Belki de en sevdiğim yemeklerin olduğu mutfak... Bir acıseverin yüzünü güldürebilir  Kore mutfağı... Milli yiyecekleri Kimchi denen bir lahana turşusudur.  Zencefil  soslu ve salçalı bir lahana turşusu düşünün. Bu turşu her yemeğin yanında verilir.. ve koreliler bu turşunun yapımına çok önem verirler. Bu yiyeceğe dair geçenlerde bir programda kansere karşı koruduğunu  dinlemiştim. Koreliler de kimchiyi soğuklarda dinç tutması ve içlerini ısıtması içi yerler. Pirinç diğer mutfaklarda da olduğu gibi  kore mutfağında da önemli bir besin kaynağıdır. Ancak burada kore dizilerinden, filmlerinden takip ettiğim kadarıyla ramen (ramyon diyor onlar) neredeyse hayat kurtarıcı bir besin. Evde yemek mi yok. ya da öğrenci misin? aç bir paket ramen sıcak suya at bitti işte. Gece gündüz ramen yenen evler var. Başka yiyecek yüzü görmeyen...Korelilerin en önemli sıcak içeceği: Ginseng çayıdır. Balla servis ederler.
Kore'nin en yeni tarihli yemeklerinden biri Buldaktır. Buldak bol baharatlı tavuk yemeğidir. Bunun dışında jajangmyeon yani siyah fasulye noodle, Kimchi mandu ( mandu hamur köftesi),Tteokbokki (acı soslu içi boş hamur çiğnedikçe çiğneyesiniz gelir lastik gibidir ama tadı çok güzeldir), Mul naengmyeon ( çeşitli etlerle yapılan karabuğday erişte yemeği), Yangjimeori-Pyeonyuk ( ince dilimlenmiş göğüs etleri) , Tteoguk (et suyuna dilimlenmiş pirinç keki çorbası), Bulgogi (ateşte biftek) Kimbap ( pirinç ve yumurta ruloları), Bibimbap ( karışık sebzeli pirinç pilavı)
Kore'nin meşhur tatlıları: Hangwa (kore sekerlemeleri), yeşil çaylı dondurma, Bbopgi ( bunun yapılışını izlemiştim. Karamelize şeker ile yapılıyor , sekeri şekillendirmek gibi bir anlamı var), pirinç kekini de unutmayayım. evde denediğim pirinç kekinden başka her şeye benzeyen (ama tadı güzel sütlaça benziyorsdhdkf) aslında gerçeği tatsızmış. Mucige ddok dedikleri gökkuşağı pirinç kekleri... Bir de tatlı olan kremalı versiyonları varmış ki ben bunlardan gerçekten denemek isterim.Tuzlusu da var tatlısı da daha önce bahsettiğim tteokbokki de acı soslu pirinç keki işte.
Korenin meşhur milli içkisi Soju. Hafif bir tadı olsa da çabuk çarpıyormuş okuduklarıma göre (dizilerden gördüklerime göre de bu doğru)
Koreliler çıtır tavuk ve bira ikilisine bayılıyor bu arada.. Bir koreli'ye hadi tavuk yemeye gidelim yanında soğuk bira ile derseniz muhtemelen hayır diyemeyecektir.

Kimchi mandu--->       Kaynak: Korea fans
Kimbap--->           Cr: Misshangrypants
                                                   
                                                 Tteokbokki-->          Cr: Matadornetwork.com
Bu yazı da  uzakdoğu mutfağını neden sevmeniz ile ilgili.. Benden şimdilik bu kadar yeni dosya konuları ile geleceğim. Takipte kalın..
Uzakdoğu mutfağını neden sevmelisiniz?

Kaynaklar: ucu iyagi wordpress
Bakımlıyız.com
mserdark.com
silktrek.com
Nasılkolay.com




6 Şubat 2015 Cuma

SULTANAHMET 'TE BİR GÜN, SEOUL RESTAURANT VE DERSLERDEN ÖNCE SON ÇIRPINIŞLAR.

Merhabaa uzatmalı tatilimin son günlerindeyken bir yazı daha yazayım dedim. Bu haftayı ben kendime tatil etsemde benimle birlikte bir çok arkadaşımın da böyle yaptığını(!) umaraktan içimi rahatlatıyorum. Zaten daha ders ekleme-çıkarma haftası var oooh her türlü rahatım adjdkk neyse ben bugün gerçekten mesuttum.  Sultanahmet gibi kalabalık bir yerde de mutlu olabildim çünkü her yer canım çekiklerle doluydu. Cennet gibiydi. Türk sayısı ne kadar azalırsa o kadar mutlu oluyorum. oksijen gibi. Turistlerin arttığı yerde oksijen miktarı da artıyor benim için tamam saçmaladım.
Birlikte çok eğlendiğim k-pop arkadaş grubumla yine bir kore restoranına gittik. Geçen seferki Taksim-Gaya dan sonra bu seferki durağımız Sultanahmet-Seoul restauranttı. Bayağı yürüdük ama hiç şikayet falan etmedim o yoldan... Etrafa baka baka -burada korelilere annyeong diye diye de eklemek isterdim amma-
Yürürken çok tatlı, renkli yerlerle karşılaştım. Gördüğüm harika şeyleri fotoğraflamadan yola devam edersem hep eksik hissettiğim için hemen aşağıdaki fotoğrafı çekiverdim.


Seoul rest. ilk girdiğimizde sanki böyle gerçekten koredeymişimde bir  yere yemek yemeye gelmişim  gibi hissettim. Her kapı arkasından çıkan, merdivenlerden inen, orada oturmuş yemek yiyenlerin hepsi acumma ve acuşilerden oluştuğu için. Çok eşsiz bir histi. Hatta bizim  masanın hemen çaprazında koreli bir aile vardı. O küçük tatlı kızlarını bir görseydiniz... Nasıl güzel saçları, yüzü kendi daha minicikken... Bize el salladı durdu. Çok sakin yapımdan dolayı yanaklarını sıkıp, mıncıklamadığım için pişmanım evet. Allam bensu lanet olsun karakterine ejfjkgkg
Ne alsak kısmında daha çok zorlandık bu sefer.  İlk defa denediğim bibimbap'a bayıldım. Ondan sonra yine aşırı acıdan zor anlar yaşasakta yemeye devam ettiğimiz  tavuk bulgogi ve ddeokbokki'yi de çok beğendim.  Kore mutfağı tam benlik zaten çünkü acıya aşığım. O pilav demeye bin şahit isteyen pirinç lapalarını bile yiyebiliyorum acı sosları sayesinde. Gerçekten güzel oluyor. Bir tek o çubuklar... Bu konuyu lütfen hiç açmayalım.  İçimde bir heves ama... Ancak evde ramen yerken kendi sıtaylımla kullanıyorum çubuklarımı yoksa başkasının yanında;
''Bir kaşık alabilir miyim acaba?''
(çubuk kullanabiliyorum tabiiki saçmalama, yalnızca belki kaşığa da ihtiyacım olursa hani^^)

Kimchi ve diğer kore turşu ve mezeleri



Bundan sonra biraz da alışveriş ve rahatlama notları;


Yaklaşık bir aydan fazladır büyük bir kış indirimi var bütün mağazalarda, ben de bu indirimin kıyısından köşesinden yararlanıp müthiş eko fiyata bir kaç bir şey aldım. Ne zamandı istediğim bu benefit makyaj kiti de aldıklarımdan biri ama bunu indirimli fiyatla mı aldım bilemedim şimdi^^ Youtubeda sevdiğim gruptan üyelerin make up tutoriallarını izleyip ben de yapıcam diye ağlasam da (erkeklerin idollerin makyaj tutoriallerı) doğuştan çekik gözlü olmadığım için o videolarda yapan kızlar kadar asla benzemeyeceğim. Düşünün bir kız erkeğe benzemeye çalışıyor. üstelik onun makyajını kopyalayarak. Neyse yine buralara nasıl geldim bilmiyorum. onun videosunu da bırakayım bari buraya... 



Her şeyin bir çözümü vardır adlı teselli.
Takma kirpiklere hiç ilgim yok ama cosplay yapmak isteyen bir arkadaşımla bakmıştık.. Epey ilgimi çekti. o an... İnceleyip inceleyip durdum. Bunları da takmak epey zormuş. Nasıl takılacağına dair  video çekiyor vloggerlar düşünün artık 

Ve benim için en can alıcı en güzel yere geldik. Kahve cenneti, hepsini alasım geldi. Ama bunun için (sıcak suda çözülebilen kahvelerden bıktım.) bir kahve makinesine ihtiyacım var. Kofişoplar dışında evde de kaliteli kahve içmek istiyorum. istediğim tadı yakalayamıyorum bir türlü ^:^
Kopi cuseyoo
Size bir fincan kahveyle veda ediyorum her zamanki gibi... Her güzel şeyin bir sonu var kahvenin de, tatillerinde..